ANTİK KENT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ANTİK KENT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2014 Pazartesi

AFYON CİVARI UFAK YERLEŞİMLER

Afyonkarahisar İlimiz ve çevresi arkeolojik dönemlerde çok önemli yerleşimlere ev sahipliği yapmıştır. Bir çok medeniyet yeni şehirler kurmuş zaman içerisinde kaybolmuş bazı şehirler Pers,Arap akıncıları tarafından yağmalanmış ve çoğundanda günümüze bir bulgu ulaşmamıştır. Bazı şehirler kendi özerkliklerinin bir göstergesi olarak kendi adlarına sikke bastırdıkları bilinmesine rağmen bazı şehirlerin sikke bastırıp bastırmadıkları bilinmemektedir.
CİDYESSUS : Yerleşiminin Sincanlı ilçesi Küçükhöyük kasabası civarındadır.
PRYMNESSUS: Afyonkarahisar merkezi yakınlarındaki Sülün köyünde Friglerler tarafından kurulduğu düşünülen büyük bir yerleşimdir. Hellen ve Roma döneminde kent adına bronz sikke bastırdığı biliniyor. Afyon Arkeoloji Müzesinde bulunan muhteşem Herkül Heykelinin buradan çıkartılması şehirde heykel ve mermer işleme sanatına önem verildiğini gösteriyor.
SANAUS: Yeri Dazkırı ilçesi Sarıkavak köyüdür.

BEUDUS VETUS (PALAEOBEUDUS) : Antik dönem yerleşimin Afyonkarahisar Bolvadin İlçesi yakınlarında ve Bolvadin Çobanlar kara yolu üzerinde sanılmaktadır. Kente ait bir kalıntı yoktur. Şehir hakkında tek bilinen ünlü Roma İmparatoru Hadrianus'un bu kenti ziyareti sırasında bronzdan bir kent sikkesi bastırıldığıdır. Yerleşim hakkında başka bulgu bulunmuyor.
METROPOLİS: Dinar ilçesi Tatarlı kasabasında kurulmuş, bir kenttir; Campus Metropolitanus veya Frig Metropolisi adıylada bilinir. Roma döneminde imparator adına ve Sardes kentiyle ortak sikke bastırmıştır.
DOCIMEIUM: İncehisar ilçe merkezinde, Hellenistik dönemde Makedonyalılar tarafından kurulmuş bir kenttir.
DIOCLEIA: Kent yerleşimi Hocalar ilçesi Ahurhisar kasabasındadır. Roma İmparatoru M.Antonius‘un kenti ziyareti anısına bronz kent sikkesi bastırmıştır. Bölgede kitabe olduğu sanılan bir yazıt görülmüştür.
SIBIDUNDA:Şuhut ilçesi Atlıhisar kasabasında kurulan bir kenttir. OCOCLIA:Şuhut ilçesi Karacaören köyünde bir kenttir. Roma döneminde imparator adına ve Bruzus kentiyle ortaklaşa bronz kent sikkeleri bastırmıştır.
LYSİAS:Şuhut ilçesi Arızlı köyünde bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk konumuyla, imparator adına bronz kent sikkeleri bastırmıştır.
İDYESSUS : Sincanlı ilçesi Küçükhöyük kasabasında höyük diye bilinen bölgededir.



3 Ağustos 2014 Pazar

BERGAMA MÜZESİ



1936 yılında açılan  Bergama Müzesi yurdumuzun ilk müzelerinden birisidir.  Müzede Erken Tunç Döneminden  Bizans devrine  kadar uzanan bir süreci içine alan eserler  sergileniyor. Arkeolojik buluntuların büyük bir kısmı Pergamon Antik Şehri kazıları sırasında gün ışığına çıkartıldı. Bundan başka çevredeki ufak yerleşimlerde bulunan az miktardaki örneği de  görmek mümkün. Özellikle Pitane ve Gryneion'dan gelen Arkaik Dönem buluntuları ilgiyle izleniyor. Bergama Akropolü üzerinde bulunan ancak 1870 yılında yurt dışına  götürüldüğü için orijinali Berlin’deki Bergama Müzesinde sergilenmekte olan  Zeus Sunağı’nın sadece maketi bulunuyor. Müzenin bahçesinde mermer heykelleri, mezar taşlarını ve lahit şeklinde  mezarları görmek mümkün.                                                                                            

















1 Ağustos 2014 Cuma

EUROMOS

Bafa gölü ile Milas yolunun ortasında yer alan  Euromos,  Milas’a 13 km uzaklıktadır. Antik çağlarda komşusu  Mylas ile birlikte yörenin  önemli şehirlerinden birisiydi. Kent  İÖ 5.yy’da Hyramos olarak biliniyordu.  Yunanlıların isimleri Helenleştirme politikası sonucunda yerleşimin ismini   güçlü anlamına gelen Euromos olarak değiştirdiler. Tarih içerisinde Helen ve Roma hakimiyetine giren  kent bu zamanlarda çok gelişti. Tarıma elverişli verimli toprakları ve  limanlara yakın olmasının sağladığı ticaret, şehirde yaşayanların refah düzeyinin yükselmesini sağladı.   
  
                                      ZEUS  TAPINAĞI
Kent kalıntıları zaman içerisinde çok yıpranmış olmasına karşın  günümüze ulaşan en önemli yapı, ünlü Roma İmparatoru Hadrianus döneminde ( 117-138) yapılmış olan Zeus Tapınağı’dır. 
Zeus eski Yunan mitolojisinde tanrıların kralı ve en güçlü tanırıdır. Zeus’tan tüm diğer tanrılar ve halk çok çekinirdi. Onun tek başına evreni yönetip, iyilikleri ödüllendirdiğine ve suçluları cezalandırdığına inanılırdı. Zeus aynı zamanda gökyüzünün de tanrısıdır. Fırtınaların, gök gürültülerinin  ve yıldırımlarında efendisidir. Elinde taşıdığı şimşek  onun  baş silahı ve aynı zamanda simgesidir.  Zeus’un gücünden korkan ve tarıma dayalı olan ekonomi ile geçinen bölge halkı, ona olan  bağlılıklarını göstermek için bu anıtı inşa ettiler. Onlara göre göklerin ve kainatın güçlü tanrısı  kızdığı taktirde yağmur, fırtına ve olumsuz hava koşullarıyla tarımı engelleyebileceği gibi, hiç yağmur yağmaması ve kuraklık ile de  verim alınmasını önleyebilirdi. Bu nedenle bölgede yaşayanlar, Zeus’a bağlılığını göstermek için bu anıt çevresinde  belirli zamanlarda   büyük törenler düzenleyip, çeşitli adaklar sunarak tanrıya olan bağlılıklarını gösterirdi. Tapınak ilk şekli ile Helenistik dönemde yapılmış olmasına karşın Hadrianus  zamanında tamamen yıkılarak daha büyük ve gösterişli olarak yeniden yapıldı.   Günümüze ulaşmış en iyi tapınaklardan birisi olarak kabul edilen bu yapının ön cephesi  altı ve yanları ise  dokuz  sütundan oluşmuş. Her birinin  farklı kişiler tarafından yaptırılarak buraya dikildiği anıt çevresinde bulunan kitabelerden   anlaşılıyor.  Her sütun üzerindeki yazıtlarda  bağışçıların adlarını görmek mümkün.  Tapınaktaki bazı sütunların üzerlerindeki işlemelerin eksik olması  tapınağın tam olarak tamamlanamadan yarım bırakıldığını veya geliri yeterli olmayanların ancak bu kadarını yaptırabildiğini düşündürüyor.





                      ŞEHİRDEN  GÜNÜMÜZE  ULAŞANLAR  
Zeus Tapınağı’nın kuzey kısmında beş sıralı bir oturma grubu görülen tiyatro ile agora kalıntıları izlenebilir. Şehri çevreleyen duvarların bir kısmını görmek mümkün. Tapınağı yola bağlayan bölümde ise birkaç tane mezara ulaşılmış. Şehirle ilgili bulgular ne yazık ki bu kadar. İlerde ciddi bir arkeolojik araştırma ile şehrin tamamen ortaya çıkartılmasının mümkün olduğunu düşünüyorum.