KARABURUN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KARABURUN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2014 Cuma

SAZAK KÖYÜ



Sazak,  konum olarak Karaburun yarımadasının batı kısmında, Sakız Adasının tam karşısında yer alan eski bir Rum köyüdür. 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan mübadele anlaşmasıyla burada yaşayan Rumlar bölgeden ayrılıp  Sakız adasına göç edince köy tamamen boşaldı.İlk olarak eski sahipleri tarafından götürülemeyen  ev eşyaları daha sonra  kapı ve pencereler,kiremitler,bahçe çitlerine kadar her şey   talan edilince köy bu günkü yalnızlığına itilmiş oldu.Rum yerleşimi  zamanında yamaç kısmında kalan verimli topraklarında uzun yıllar boyunca başta üzüm ve zeytin olmak üzere tarım işlemeciliği  yapılırdı. Bu bölgenin üzümlerinden yapılan pekmez ve  şarapların oldukça tanınmış olduğu biliniyor. Sahil kısmında bulunan fakat günümüze ulaşamamış iskelesi zamanında balıkçılık ve ticaret amacıyla kullanılmış.
Sazak Köyüne gitmek için  ilk istikametimiz olan   Karaburun’dan  Yeni Liman yönüne doğru  yolumuza  devam ettik. Burada  kısa bir mola verip bölgeyi iyi bilen yaşlı bir beyden  ulaşım için gerekli bilgileri sağladık.   Öğrendiklerimize göre bundan sonraki hedefimiz  Haseki ve devamında Sarpıncık köyü. Köylerin bitiminde  ise  sol taraftaki asfalt yolu izlemek gerekli.  Başka bir yerleşime rastlamadan  Ildır yönüne devam ediyoruz. İlginç bir coğrafya .Ekili olmayan çok büyük bir arazi gözümüz önünde alabildiğince uzanıyor. On dakika kadar  bu yolda gittikten sonra  sağ tarafımızda  Sazak köyü  gözüktü. Arabamızı yol kenarına bırakıp    yirmi dakikalık bir yürüyüş ile köye ulaştık. İlk   gözümüze çarpan  duvarları yıkık yaklaşık seksen kadar ev ile  bunların aralarındaki  dar sokaklar   oldu. Tüm evlerin arka kısmında kış aylarında yağmur sularının biriktiği sarnıçlar  var. O zamanlarda  su problemi ciddi bir sorun olsa gerek. Köylülerin dini gereksinimlerini karşılamak için  yapılmış küçük bir şapel  merkez sayılabilecek bir bölgede  konuşlanmış. Tüm evler denizi ve Sakız Adası gören bir  yamaç üzerinde.Köyün çevresindeki  tarıma elverişli topraklar  bu gün için boş. Köy  evlerin büyük kısmı  iki katlı olarak yapılmasına karşın zamanla bu iki katı bir birinden ayıran tahtalar  yıprandığından  üst kat, attakinin üzerine çökmüş. Eski Rum köylerinde evler genellikle bu şekilde yapılırdı. Giriş katı  hayvanların barınması için üst katları ise ikametgah amaçlı kullanılırdı.
Sazak köyünde evler birbirlerine çok yakın. Bu yerleşim şekli  eski zamanlarda sineklerden korunmak için bir çözümdü. Arazi tepe üzerinde olmasına karşın özellikle yaz aylarında yoğun bir sivrisinek istilasına uğradığı biliniyor. Evlerin bu kadar yakın yapılanmasıyla sivrisineklerden nasıl  korunulur ?  diye  bir araştırma yapınca şöyle bir sonuçla karşılaştım.  Sokaklarda yakılan tezekten çıkan  kokunun yakın çevresinde  bulunan  evlerdeki  sinekleri kaçırdığı   biliniyor. Tezeği idareli kullanmak ve en üst düzeyde verim almak amacıyla Sazak Köyünde evler birbirine yakın yapılandırılmış.
Köyün dar sokaklarında  gezdik, evlerin yaklaşık tamamının fotoğrafını çektik. Dağ başında herkes den uzak kurulmuş, civarın en büyük Rum Köyü..Bu gün için yalnız…Ziyaret ederseniz  tarih ve doğayı bir arada görme olanağı bulacaksınız. Hoşunuza gideceğine eminim. Dönüş yolumuz  Küçükbahçe üzerinden Ildır ve Çeşme oldu. Ildır’a gelince  kırmızı taşlar kenti Eritrai’yi görmeden olmazdı.Gelmişken orayı da gezdik.Pek bilinmeyen bu antik kenti    başka bir yazımda anlatmak dileğiyle bu günkü gezimizi bitiriyoruz.







5 Ağustos 2014 Salı

BALIKLIOVA




İzmir’den yaklaşık 45 km uzaklıkta bulunan Balıklıova Karaburun yarımadasının güney kısmında Urla,Çeşme ve Karaburun ilçelerinin bağlantılı  noktada bulunan küçük ve sevimli bir köydür.
Söylentilere  göre  yerleşimin  bulunduğu alan daha önceleri  denizle kaplıymış. Zaman içerisinde sular  çekilince  bu günkü ova ortaya çıkmış.  O zamanlarda bu ova üzerinde balık ölülerinin  bulunduğundan bahsedilir. Halk arasında  Balıklıova denen yerleşim zaman içerisinde  bu beldenin ismi olmuş. Bu gün için bile ovada deniz kabuklarına  rastlanması bu tezin  doğru olduğunu düşündürüyor.
İsmi ile ilgili ilginç öyküsü yanında Balıklıova, İzmir bölgesinde  balık avlama tutkunlarının tercih ettiği yerlerin başında gelir. Burada Gopez, isparoz, mercan sonbaharda ise istavrit kıyıdan fazla uzaklaşmadan oltanıza takılır. Balık avlamayı değil de yemeği sevenler ,sahildeki  lokantaları  tercih edebilir.Dalış tutkunları  Balıklıova’da  eşsiz  bir deniz içi cennetiyle karşılaştıklarını  söylerler.
Balıklıova’dan Ildır yoluyla Çeşme’ye  ulaşabilirsiniz. Köyün yaklaşık ortasında bulunan  sapak ve bunun devamında  izlenen asfalt yol kısa bir süre sonra sizi Çeşme’nin uç köyü  Ildır’a ulaştırır.
Balıklıova etrafını saran Akdağ nedeniyle ılıman ve yağışlı bir iklime sahip. Bu yüksek dağlar   serin rüzgarları bölgede tuttuğu için yaz aylarında  bölgeye serinlik getiriyor. Aynı zamanda iyi bir tırmanış parkuru ve bir çok yürüyüş yolu  bu sporu sevenlere olanaklar sunar. Köy halkı genellikle balıkçılık ve tarım ile uğraşıyor. Enginar ve zeytin bölgenin popüler tarım ürünleri.
Urla’nın Balıklıova köyünde bir süredir  kültür ve sanat festivalleri yapılıyor. Şiir dinletileri,resim ve heykel sergileri,fotoğraf yarışmaları ile çeşitli tiyatro gösterileri bu etkinlikler içerisinde izleyenlere sunuluyor.  Özellikle köylülerin rol aldığı oyunlar en çok ilgi  görenleri..Eğlence havasında geçen festivale bisiklet ve yüzme yarışları değişik hareketliliği de beraberinde getiriyor.
Bölgede balık çiftliklerinin yapılaşmasını  önlemek amacıyla ‘balık çiftlikleri denizlerimizi kirletmesine son verilsin ‘başlığı ile Balıklıova’da  başlatılan protesto gösterileri bu konuda çok ses getirdi. Köyde sorunları olan çocuklar için açılan küçük bir rehabilitasyon  merkezinin    faydalı çalışmaları   taktirle izleniyor.
Balıklıova doğayı,yürüyüşü,denizi,dalışı ve temiz havayı tercih edenlerin beğeneceği küçük ve sevimli bir köy.Unutmadan Balıklıova’ya  giderseniz  un kurabiyesini almadan dönmeyin derim.