KANSER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KANSER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2014 Cuma

TÜMÖRLERİN BELİRLENMESİNDE KAN ANALİZLERİ

Tümör belirleyicileri  veya diğer isimleriyle  markerler organizmada  tümör dokusunun  varlığında  kanda saptanan  çeşitli biyokimyasal parametrelerdir. Bu markerler  ya tümör dokusundan salgılanır veya onun  neden olduğu metabolik değişimler sonucunda oluşurlar. Saptanan  yüksek  değerler  genellikle malign bir oluşumun ( kanserin ) göstergesidir. Yaklaşık bir saat sonra sonucunu alabileceğiniz bu analizleri yılda bir kere baktırmanızı tavsiye ederim.

                            Başlıca tümör belirleyicileri

CEA  ( Karsino Embriyojenik Antijen ) :  İyi tanımlanmış bir tümör belirleyicisidir. İlk olarak kalın bağırsak kanseri olan bir hastanın serumundan izole edilmiştir. Günümüzde başta bağırsak kanseri olmak üzere sindirim sisteminin tüm kanser olgularında, rahim kanserleriyle bazı  akciğer kanserlerinin erken teşhisinde faydalı bir teşhis aracıdır. 
Analiz sonucunda sigara kullanan kişilerde kısmi bir yükseklik görülür. Bu nedenle analizden önce sigara içilip içilmediğinin bilinmesi normal değerlerin saptanması açısından çok önemlidir.

CA 125  :  Kadınların kan analizlerinde   rahim,  yumurtalık ve fallop tüplerinin kanserlerinde yüksek olarak seyreder. Erkeklerde bakılması anlamlı değildir.

CA 19.9 : Genellikle sindirim sisteminin kanserlerinde  yüksek değerler saptanır. Yemek borusu, bağırsak, pankreas ve mide tümörlerin saptanmasında veya hastalığın izlenmesi sırasında kullanılan değerli bir tümör belirleyicidir.

CA 15.3 :  Kadın ve erkeklerde meme kanserlerinin saptanmasında faydalanılan kan testidir. Bu tahlil yapılacaksa önce kan alınmalı daha sonra meme muayenesi yapılmalı, analizi yaptıracak olanın son iki gün sıkı sütyen giymemesi gereklidir.

AFP : (Alfa Feto Protein ) Anne karnındaki bebeklerin karaciğerinden imal edilen  bir proteindir. Bebekten anneye geçebildiğinden hamilelikte yüksek değerlerdedir. Hamilelikte ölçümlerinde normal değerlerin belirlenmesi için hamilelik haftasının da bilinmesi gerekir. AFP’nin hamiler de beklenenden yüksek çıkması bebekte  bir anomali olduğunun bir göstergesi olabildiğinden bu tür bulgularda ileri tetkik gereklidir. Erişkinde yüksek çıkması erkeklerde testis, kadınlarda ise yumurtalık kanserinin bir göstergesi olabileceği bilinmelidir.

PSA  : ( Prostata spesifik antijen )  Prostat hücrelerinden salgılandıktan sonra kana geçen protein yapısında olan bir tümör belirleyicidir. Prostata özgü iltihabi hastalıklarda serumda az miktarda yükseldiği gözlenmiştir. Prostat kanserinde ise  çok yüksektir. Normalin on mislinden yüksek olan değerler prostat kanseri tanısı koymak için yeterlidir. Kanda serbest ve bağlı olmak üzere iki şekilde bulunur. Serbest PSA / Total PSA oranının 0.25 ten düşük, özellikle 0.10 dan küçük olması prostat kanseri tanısı için bir ipucu verir.

KALSİTONİN : Tiroit bezinin hücrelerinde sentez edilen bir hormondur. Kemik dokusuna etki ederek kalsiyumun kemik tarafından tutulmasını sağlar. Tiroit kanserlerinde   kan değeri yüksek olarak saptanır. Ameliyat olmuş hastalarda kalsitoninin artmaya devam etmesi tümörün aynı bölgede tekrar oluştuğunun bir göstergesi olarak kabul edilir. 

HCG  :   Normal kişilerde hamilelik sırasında kan ve idrarda yüksek olarak saptanan protein yapısında olan bir hormondur. Hamilelik haftası arttıkça  değerleri yükselir. Hamilelik testi olarak ve hamilelik haftasının belirlenmesinde  kullanılan bir testtir. Bunun haricinde kadınlara ait bazı rahim hastalıklarıyla bu bölgedeki kanserler ile erkeklerde testis tümörlerinde yüksek değerlerdedir. 

31 Temmuz 2014 Perşembe

Kanserden korunmak için altın öğütler

1. Sigara içmeyin ve içilen ortamlarda bulunmayın. Sigara Akciğer ve gırtlak kanserlerinin bir numaralı sorumlusudur. Ayrıca sindirim sisteminin tüm organlarıyla mesane ve böbrek dokularında kanser gelişmesini arttırır.
2. Fazla güneşte kalmayın. Deri kanseri dünyada en fazla görülen kanser türlerinden birisidir. Bilindiği gibi özellikle yaz aylarında öğlen saatleri güneş ışıklarının cilde en çok zarar verdikleri zamandır.
3. Vücudunuz da yeni oluşan değişimleri mutlaka doktorunuza danışın. Bunların başlıcaları akıntı, olağan dışı kanama ( özellikle menopoz sonrası), uzun süren kuru öksürük, vücudunuzun her hangi bir yerinde şişlik, idrar zorluğu, iştahsızlık, halsizliktir. Bunlar kötü bir hastalığın ilk belirtileri olabilir.
4. Yıllık sağlık kontrollerinizi mutlaka yaptırın. Bir şikayetiniz olmasada yılda en az bir kere doktorunuza muayene olun. Kan ve idrar analizlerinizi yaptırın. Menopoz döneminde iseniz yılda bir kere mamografi ve smear analizi ile tümör belirleyici kan analizlerinize baktırın.
5.Gıdalarınıza dikkat edin. Hormonlu, GDO ‘lı, tarım ilaçlı, aşırı koruyucu madde ve boya kullanılan gıdalardan kaçının. Tarım ilacı kullanılma olasılığı nedeniyle meyve sebzeleri bol su ile yıkayın. Son kullanma tarihi geçmiş gıdaları kullanmayın. Açıkta satılan gıdaları almayın. Tüp gaz ile pişmiş, yanık etleri, aşırı yağlı ve kalorili gıdaları tüketmeyin. Kızartmalardan ve aşırı tuzdan uzak durun. Fazla turşu ve fast foot tüketmeyin. Yıllarca bekletilmiş kuru gıdaları kullanmayın. Kızartma yağlarını tekrar kullanmayın. Lifli gıdalar ile bol meyve ve sebze tüketin. Kilo almaktan kaçının.
6.Stres, uyku, egzersiz çok önemlidir. Stresli ortamlarda bulunmaktan kaçının. Günlük 6-7 saatlik düzenli uykunuzu ihmal etmeyin. Sürekli uykusuzluk ve stresli ortamlarda bulunmak, bol kafein tüketmek ve hareketsizlik kanser oluşumunu artırır. Mümkün olduğu kadar spor yapmaya gayret edin. Bunlar basit şekliyle yürüyüş , merdiven çıkma dahi olabilir. Yaşamda aktif olun olaylara olumlu bırakın.
7. Bol su için. Bol su ve yeşil çay içmek böbreklerinizin iyi çalışmasını sağlar. Bol miktarda ve çok sıcak içilen içecekler sindirim sisteminize zarar verebilir. Ondan çay ve kahve gibi içecekleri çok sıcak olarak tüketmeyin. Kullandığınız suyun temiz olmasına dikkat edin. Plastik ve pet suları buzlukta dondurmayın. Dondurulduysa tüketmeyin.
8. Giyiminize dikkat edin . Yüzde yüz organik olan pamuk, keten, kenevir ve yünden yapılmış giyim eşyaları kullanın. Petrol bazlı sentetiklerden olan ve içerisinde plastik kullanılmış giyim eşyaları ile kimyasal madde kullanılarak beyazlatılmış giyim eşyalarını kullanmayın.
9. Fazla alkol kullanmayın. Sık alınan alkolun sindirim sistemi ve karaciğer kanserini arttırıcı etkisi olduğu saptanmıştır. Alkol tüketilecekse Kırmızı şarap tercih edilmeli ve bu günde iki kadehi geçmemelidir.

10. Ortam . Mümkün olduğu kadar elektromanyetik alanlarda bulunmayın. Yaşadığınızı ortamı sık sık havalandırın. Havasız, karanlık ve rutubetli ortamlardan ve yoğun çevre kirliliği bulunan ortamlarda yaşamaktan kaçının.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

O GENCE ÇOK ACIDIM

Geceleri uyandığım zamanlarda evimizin karşı sırasındaki  apartmanın beşinci katındaki bir  odanın sürekli yanan ışığı dikkatimi çekerdi.  Orada ders çalışan bir öğrenci  olduğunu düşünürdüm.
Oraya baktıkça kendi öğrenciliğimi hatırlardım. Geceleri ders çalışmanın daha verimli olduğunu bildiğimden   geç saatlere bazen de sabaha kadar ders çalışır öyle okula öyle giderdim. Ders çalışan çocuk öğrencilik anılarımı canlandırır  o anılar kendimi daha iyi hissettirip  yüzümde bir tebessüm oluştururdu.
Bir gün evinin balkonunda gördüm. Daha sonrada pek çok kez  dışarıda rastladım. Yaklaşık 20-22 yaşlarındaydı. Ütülü pantolonu, daima boyalı ayakkabıları, temiz kıyafeti çok düzenli bir kişi olduğunu hemen belli ediyordu. Saçlarını hep aynı yöne doğru tarardı. Sakal ve bıyığı yoktu. Omzuna astığı ve içerisinde bilgisayarı ile okul  kitapları olduğunu düşündüğüm bir çantası vardı.
Geceleri uyandığım zamanlarda odasında yanan ışığı gördüğümde  gelecek nesil keşke hep böyle  olsa derdim.

                                 Bir  mayıs  sabahıydı
Hiç unutmuyorum bir mayıs ayıydı. Sabah işe gitmek için erken saatlerde evden çıkarken karşı apartmanın önünde bir cenaze arabası gördüm. Orada yaşayan  yaşlı bir çift vardı. Onlardan birisinin vefat ettiğini düşündüm. Allah rahmet eylesin, kalanlara sabır kuvvet versin deyip yoluma devam ettim.

                                      Endişelendim
O sene yaz mayıs ayından başlamıştı. Hava sıcak ve sıkıntılıydı. Sıcaktan gece uyuyamadım. Biraz hava almak için balkona çıktım. Ders çalışan çocuğun sınıf geçme sınavları yaklaşıyordur. Mutlaka ders çalışıyordur diye düşündüm. Oraya doğru baktım. Işığı yanmıyordu. Ertesi gün daha ertesi gün gene baktım. Işık yanmıyordu. Bir anda aklıma  birkaç gün önce gördüğüm cenaze arabası geldi. Yoksa kötü  bir şey mi oldu  diye düşündüm. Bu  endişe uykumu kaçırdı. Sıkıntı ile sabahın gelmesini bekledim.  Gün ağarmaya başlayınca  ilk işim karşı apartmanın kapıcısını bulmak oldu. Ona beşinci katta oturan çocuğu sordum. Üç gün önce vefat ettiğini söyledi.  ‘Neden?’ diye sordum. ‘Bildiğim kadarıyla  hızlı seyreden  lenf kanseri hastalığına  yakalanmış. Yazık çok gençti’ diye sözlerine devam etti. Hastalığını biliyormuş. Çaresi olmadığını da .. Kısa bir süre sonra öleceğini bilmesine rağmen  vefat ettiği güne kadar okuluna gitmiş. Eminim son güne kadar derslerini de çalışmıştır. Hiç ölmeyecek gibi giyinmiş, pantolonunu  ütülemiş, saçlarını her zamanki gibi taramıştır.

Geleceğimizi emanet edebileceğimizi düşündüğüm  genç bir fidan kısa bir sürede aramızdan ayrılıp sonsuzluğa karışmış..

                       Ders çalışan çocuğu hatırladım

Oturduğu ev bir müddet  kapalı kaldıktan sonra başkaları daha sonra bir başkaları taşındı.                     
Geçen gece uyandığımda balkondan dışarı baktım. Aynı apartmanın aynı odasının ışığı yanıyordu. Ders çalışan çocuğu  hatırladım. Vefat edeli on beş veya yirmi yıl olmuştu.  Çok genç  pırıl pırıl bir gençti. Üniversite öğrencisiydi. Örnek bir insandı. 20 yaş civarında vefat etti. Onu hatırlayınca  üzüldüm. Boğazımın kuruduğunu gözümün sulandığını hissettim. Ölmemeliydi dedim kendi kendime..Ölmemeliydi…..