ŞEKER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞEKER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2014 Perşembe

İNSÜLİN DİRENCİ

Pankreas tarafından salgılanan insülin hormonu organizmada kan şekerini düşüren tek hormondur. Gıdaların sindirim uğradıktan sonra dönüştükleri glukoz organizmanın başlıca enerji kaynağını oluşturur.
Kandaki glukoz düzeyi yükseldikçe , pankreasın kana verdiği insülin miktarında da artış olur.
Glukoz, hücreler tarafından kullanılabilmek için kandan ayrılarak vücut hücrelerinin özellikle kas ve karaciğer hücrelerinin içerisine girmesi gerekir. İnsülin hormonu bu geçişi sağlar. Hücre içerisine giren glukoz burada başlıca hareket olmak üzere organizmanın tüm yaşam enerjisini sağlar.
İnsülin direncinde, hücrelerde insüline duyarsızlık oluşur. Metabolizmanın insüline gereksinmesi olduğundan pankreas daha fazla insülin salgılamak zorunda kalır. Kişinin kan şekeri normal olduğu halde kan insülin seviyeleri gün geçtikçe yükselir. Bu yüksekliğin uzun sürmesi ve önlem alınmaması halinde insülin pankreas hücrelerine zarar vermeye başlar. Yapısı bozulan hücreler yeterince insülin salgılayamaz ve kanda şeker yükselmeye başlar. Bir müddet sonra kişi artık şeker hastasıdır.
Şeker hastalığının oluşumunun yanı sıra insülin hormonunun metabolizmada sürekli yüksek olmasının istenmeyen bir sonucu da kilo alma üzerine olan etkisidir.
İnsülin sürekli yüksek olması iştahın artmasına ve yağ depolanmasını artmasına neden olur. Bunlarda kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı etkenlerdir. Bu nedenle insülin direnci bulunan kişilerin kilo vermeleri oldukça güçtür.
Ülkemizde bir ilaç firmasının desteği ile yapılan 4000 kişi üzerinde Metsar adı altındaki çalışma sonucunda araştırmaya katılanların
yüzde 36 sında obezite bulunduğu saptandı. İki milyon altıyüze elli bin diyabetli bulunan ülkemizde yaklaşık üç milyon kişinin de risk grubu içerisinde bulunduğu düşünülürse insülin direnci analizinin önemi anlaşılıyor. Erken olarak ve de bir şikayet yokken saptanan insülin direnci yaklaşmakta olan şeker hastalığının ilk belirtisi olması açısından önemlidir.
İnsülin direncinin saptanması
İnsülin direnci analizi başlıca parametreleri açlık kan şekeri ile insülin olan bir indekstir. HOMA-IR olarak ta bilinen bu indeksin 2.5 altında olan değerleri negatif olarak kabul edilir. 2.5 üzerindeki değerler insülin direncinin varlığını gösterir.


ŞEKER HASTALIĞI


Şekerli diabet veya tıp deyimiyle diabetes mellitus kanda şeker (glikoz) seviyesinin artışı ile karakterize bir metabolizma hastalığıdır. Hastalığa pankreas bezi tarafından salgılanan insülin hormonunun azlığı veya yokluğu neden olur.
Şeker hastalığı tarihin çok eski zamanlarından beri biliniyordu. Hastalığa diabet ismini 2000 yıl kadar önce Romalı hekim Areteaus vermişti. 1859’ da bu hastalıkta kanda glikoz seviyesinin yükseldiği saptandı. Bundan yaklaşık on yıl kadar sonra ise bu hastalığının nedeninin insülin noksanlığı olduğu görüldü. 1920 li yıllarda ise ilk defa insülin tedavisine başlandı.

Sıklığı : Diabet sık rastlanan bir hastalıktır. Yaş ilerledikçe görülme oranı artar. 55-65 yaş aralığında görülme sıklığı 100 kişide 7-8 civarındadır. Genetik olarak aile fertlerine geçtiği kabul edilir. Anne veya babanın birinde hastalık olmasında çocuklarında diabet olasılığı % 30 , her ikisinde de bulunması halinde ise bu oran % 65 olarak saptanmıştır.

Diabetin belirtileri : Hastalığın üç esas belirtisi vardır. Bunlar çok idrara çıkma ( poliüri), çok yemek yemek ( polifaji) ve su içme ( polidipsi) dir. Kan şekerinin yükselmesi idrara çok miktarda şekerin geçmesine neden olur. İdrara geçen bu şeker kendisi ile birlikte çok miktarda suyu da beraber sürüklediğinden idrar miktarında çoğalmaya neden olur. Dokular arası sıvının yüksek glikoz konsantrasyonu susuzluk hissini uyandırıp çok su içilmesine neden olur. Sürekli idrarla şeker kaybedilmesi nedeniyle enerji gereksinmesi sağlanamadığından diabetli hasta bunu gidermek amacıyla normalden fazla yemek yer. Kişi sürekli olarak halsizdir.Kas spazmları, görme bozuklukları, baş dönmesi ve adet düzensizlikleri sık olarak görülür.Hastalık ilerledikçe kilo kaybı kaçılmaz bir bulgu olarak ortaya çıkar.

Diabetin komplikasyonları: Hastalık tedavi edilmediği taktirde çeşitli ek hastalıklara yol açar. En belirgin olanları damar sistemi üzerinde görülenlerdir. Başlıca etkilenen göz ve böbrek damarlarıdır. Zaman içerisinde çeşitli derecede göz bozukluklarının nedeni olabildiği gibi görme yeteneğinin tamamen kaybolmasına da sebep olabilir. Ayrıca böbrek damarlarında oluşan hasar zaman içerisinde böbrek yetersizliğine dönüşür. Diabetli hastalarda damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz’un daha çabuk geliştiği saptanmıştır. Sinir sistemi üzerindeki olumsuz etkileri duyu ve his kaybına yol açar. Bu oluşunca ayakta karıncalaşmalar, düzensiz ağrılar ve refleks azalması gibi şikayetlerle kendisini belli eder. Kanın geç pıhtılaşması, çeşitli deri lezyonları, enfeksiyonlara direncin azalması ve diabet koması tedavi olmamış hastalarda görülebilecek bulgulardır. Gebelik şeker hastalığını ortaya çıkışını kolaylaştırıcı bir faktördür. Bu nedenle hamilelerde diabet araştırılması yapılması gereklidir.

           Şeker hastalığının tanısında kullanılan başlıca testler
Açlık kan şekeri tayini : 8 ile 12 saat arası aç kalındıktan sonra alınan kanda şeker düzeyi 70 – 110 mg/dl arasında olmalıdır. 130 mg/dl üzerindeki değerler ciddi olarak araştırılmalıdır.
Tokluk kan şekeri : Karbonhidratlı bir yemekten iki saat sonra kandaki şeker düzeyidir. İyi çalışan bir pankreas bu sürede kan şekerini açlık sınırları içerisine çeker.
Şeker yükleme : 50,75 veya100 gr şeker verildikten sonra çeşitli zamanlarda bakılan kan şekeri düzeyidir. Hamilelerde genellikle 50 gr yeterli görülür.
Kanda İnsülin düzeyi : Açlık veya tokluk insülin düzeyinin ölçülmesi bu hormon hakkında fikir sahibi olunmasını sağlar.
İdrarda şeker ve keton tayini : Kandaki glikoz düzeyi 180 mg/dl düzeyini geçtikten sonra böbrek eşiğini aşarak idrara geçer. Şeker hastalarında idrarlarında keton görülmesi şeker komasına yaklaşıldığını gösteren bulgulardan bir tanesidir.
HbA1C : Hemoglobin A1C analizi son üç aydaki kandaki şeker düzeyi hakkında bilgi sahibi olunmasını sağladığından tanıda ve tedavinin gidişatını izlemede kullanılan değerli bir testtir.
İdrarda Mikroalbümin : Bir kerede alınan veya 24 saatlik idrarda bakılan mikroalbümin düzeyi bu hastalıktan böbreklerin etkilenip etkilenmediğini gösteren ilk bulgulardan birisidir.


Tedavisi : Diabet hastalığının tedavi edilmesi şarttır. Tedavi edilmediği taktirde komaya kadar gidebilen olumsuzluklar olabildiği gibi karşılaşılan komplikasyonlar kişiyi kaliteli bir yaşam düzeyinden yoksun bırakır. Tedavinin amacı hastanın uygun bir kiloda kalması ve kan şekeri düzeyinin normal sınırlar içerisinde tutulmasıdır. Tedavi sırasında hipoglisemiden de kaçınmak gerekir. Diyabetli kişilere hastalık açık açık anlatılmalı tüm ayrıntılar konusunda bilgi verilmelidir. Hastanın da doktor tarafından belirlenecek özel Diyet’e uyması gerekir. Bu çok önemli bir kuraldır. Hasta yaşantısında şekerli gıdalardan kaçınıp suni tatlandırıcılar kullanmaya alışmalıdır. Bunun haricinde kan şekerini düşürücü etkisi olan ağızdan alınan ilaç , ilerlemiş hastalarda ise insülin tedavisi gereklidir. Böyle durumda hastaya insülin yapmayı da öğretmek gereklidir.