UŞAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UŞAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2014 Pazartesi

UŞAK ÇEVRESİ ANTİK DÖNEM YERLEŞİMLER

Sebaste : Sivaslı İlçesi Selçikler Beldesi yakınlarında Banaz Çayının suladığı geniş bir ova üzerindedir. Bu bölgede İÖ 4 bin yıllarından beri yerleşim olduğu biliniyor. Sebaste şehri ise İÖ 4.yy'da İmparator Augustos tarafından Apollon kehanet merkezinin tavsiyesine uyarak kurulmuş.
Şehre ait kalıntıların Sivaslı ile Selçik ilçeleri arasındaki geniş bir bölgede görülmesi Sebaste Antik kentinin yerleşimin buralara kadar uzandığını gösteriyor.
Kent Frigya'nın 12 önemli şehrinden birisi olup, yerleşim olarak dönemin önemli ticari akışkanlığını sağlayan Kral Yolu üzerinde yer almaktaydı. Aynı ticari yol üzerinde yer alan dönemin önemli iki şehri Akmonia ile Menderes civarında yerleşkesi bulunan Enumeia'ya giden yolun tam ortasında bulunuyordu. Bu ticari avantaj şehrin gelişmesini ve zenginleşmesini sağlayan önemli bir faktördü.
Doğu Roma döneminde ise eski önemini kaybederek bir psikoposluk merkezine dönmüştür.
1966-1978 yılları arasında Prof.Dr. Nezih Fıratlı yönetiminde yapılan kazılarda kentin psikoposluk merkezi olduğu dönemden kaldığı düşünülen iki kiliseye, tiyatro ve Roma Hamamına ait kalıntılara rastlandı. Nekropol alanı köyün güneyinde Çingil Çayının etrafındadır. Bu alanda mezarlara ve üç adet tümülüse rastlandı.
Uzun yıllar boyunca kendi sikkesini basması kentin yarı özgür olduğunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Sikkelerinin üzerinde şarap tanrısı Dionysos, baş tanrı Zeus, ana tanrıça Kybele, Ay tanrısı Men ile bazı imparatorların motifleri işlenmişti.
Bu çevreden çıkan ve arkeolojik değeri olan eserler Uşak, Afyon ve İstanbul Arkeoloji Müzelerinde görülebilir.

Güre Tümülüs : Tümülüs Güre Köyünün kuzeyinde Gediz nehrinin kıyısındadır. Karun Hazineleri bu tümülüsten çıkarıldı. Antik Bagis kentinin de bu bölgede olduğu düşünülüyor. Karun Hazineleri hakkında araştırma yapan uzmanlar buluntuların Lidya Krallığın son günleri olan İÖ. 6 yy'a ait olduğu kanısına vardılar. Hazinenin bulunduğu tümülüsteki mezar odasınında Lidya'nın son kralı olan Kral Krezüs'e ( Karun'a) ait olabileceği gibi bu dönemdeki üst düzey bir yöneticiye, önemli bir komutana veya o yıllarda Anadolu'yu işgal eden Pers İmparatorluğunun bir yöneticisine ait olma olasılığı da yüksektir. Gerçi Lidya kralları Sart kentinin yakınlarında yer alan Bintepe denilen özel bölgeye gömülmekteydi. O nedenle mezarın kime ait olduğu tartışmalı bir konudur.
Tümülüs şeklindeki mezar odalarında ölen kişi önce mezar odasına yerleştiriliyor sonrada üzeri toprak ile kapatılıyordu. Önemli bir kişi gömüleceği zaman ise mezarın üzerine konulan toprak miktarı arttırılarak mezar tümülüs haline getirilirdi. Mezar odasının içerisine yiyecek ve içeceğin yanı sıra ölen kişinin şahsi eşyaları, parfümleri ve o kişiye ait mücevherlerde bırakılırdı. Mezar odasına silah konulmazdı. Yurt dışına kaçırıldıktan sonra uzun araştırmalar sonucunda yurt içine tekrar getirilen Karun Hazineleri Uşak Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

Mesotimolos : Eşme Aydınlık Köyü yakınlarında bulunan bir tümülüstür. Etrafındaki kayalıklarda Lidya dönemine ait çok miktarda kaya mezarları görmek mümkün.

Alaudda : Romalılar döneminde Sebaste kentine bağlı ufak bir yerleşim olarak kabul edilir. Hacımköy yakınlarındadır. Şehrin nekropol alanı kaçak kazılar nedeniyle çok zarar görmüş. Bu alandaki mezar kalıntıları haricinde günümüze ulaşan bir bulguya rastlanmadı.

Kremon Agora : Banaz Ahat Köyü yakınlarında Ünlü Kral Yolunda yer almaktaydı. W.M.Ramsay 'Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası' adlı kitabında bu kentten bahseder. Kentten günümüze ulaşan bir kalıntı saptanmadı.

Pepouza : Karahallı İlçesi Kayakuplu Köyü yakınlarındadır. Roma döneminde kurulan kent önemli bir Hristiyanlık merkeziydi. Bizanslılar dönemine kadar varlığını sürdüren kent ile ilgili bilgiler bu kadarla sınırlı. Bölgedeki araştırmalarda manastır, tiyatro ve az miktarda mimari eserlere rastlandı. Alman, Amerikalı ve Avusturyalı bilim adamlarının ilgisini çeken bu kentte pek çok kez yüzey araştırması yapılmış olmasına rağmen kazı çalışmalarına henüz başlanmadı.


17 Ağustos 2014 Pazar

UŞAK MÜZESİ

Karun Hazinelerinin sergilendiği önemli müzelerimizden birisidir. Müzede sergilenen taş ve mermer eserlerin başlıcalarını  Blaundos antik şehrinden getirilen heykeller ile genellikle Roma döneminde ait mezar stelleri ve üzeri yazılı olan taşlar ve sütun başlıkları oluşturuyor.
Vitrin içerisinde sergilenen  buluntuların tarihi Tunç çağına kadar uzanıyor. Bunlar yöreye özgü motif ve şekil içeren testiler, baltalar ile Helenistik ve Roma çağına ait olan toprak kaplar ve cam eserlerdir.
Başka  bir vitrinde Uşak Müzesi'ne bağlı ekiplerin arkeolojik araştırmaları sonucunda bulunan  altın takılar, cam kaplar ufak heykelcikler ile sikkeler yer alıyor.
                                  KARUN  HAZİNELERİ
İ.Ö. 560-546 yılları arasında Lidya kralı olan Kresüs (Karun) dönemine ait olan Uşak Güre kasabası yakınlarındaki timülüslerden 1960’lı  yıllar da  kaçak kazılar ile çıkartılıp, Amerika’ya kaçırılan paha biçilmeyecek kadar değerli olan eserleri içeriyor. Kültür Bakanlığımızın 1987 yılında açtığı ve 1993 yılında sonlanan dava süreci sonunda yurdumuza getirilen Karun Hazineleri Uşak Müzesinde sergileniyor.
Toplam 450 adet olan Karun Hazinelerinin   yaklaşık 300 adetini izlemek mümkün. Kalanlar müzenin deposunda koruma altına alınmış.  
Teshir salonunun büyük bir kısmı Karun Hazinelerine ayrılmış. Birinci büyük vitrinde, 1966 yılında İkiztepe tümülüsünden kaçırılan gümüş  eserler, ikinci  vitrinde, 1965’te  Toptepe tümülüsünden Amerika’ya götürülen altın  eserler, üçüncü  vitrinde ise  Uşak Müzesi'nin Basmacı tümülüsündeki kazılar sonucu bulunan Lidya eserleri yer alıyor. Uşak Müzesindeki yer sıkıntısından dolayı toplam 35573 kayıtlı arkeolojik eserin sadece yüzde onu sergileniyor. Kalanlar müzenin deposunda bekletiliyor.


UŞAK YAKINLARINDA İKİ ANTİK YERLEŞİM

                                                           AKMONİA  
 Banaz İlçesi, Ahat  köyünün güney tarafındaki yüksek bir tepenin üzerinde  yer alan antik kentin kuruluşunun İ.Ö. 7.yy kadar uzandığı düşünülüyor.  Kentin ünlü kral yolu üzerinde olması nedeniyle  ticaret hayatı çok canlıydı. Özellikle Roma Dönemi   şehrin  en parlak zamanları olarak kabul ediliyor.   
Şehirde arkeolojik  bir kazı yapılmadığı için şehirden  günümüze ulaşan ciddi bir  bulgu yok.  Uşak Müzesine bağlı arkeologlar bu bölgede  sadece yüzey çalışmasında  bulundular.  Bu araştırmalar sırasında bulunan  280 metre karelik tabanı mozaik döşeli yapının bir spor salonuna ait olduğu düşünülüyor.  Bazı kaynaklar dünyanın ilk voleybol karşılaşmaların bu salonda yapıldığını ileri sürüyorlar.  Yine bu araştırmalar sırasında   75’e  150 santimetre boyutlarında da, üçgen şeklinde renkli  taşlardan yapılmış Tanrıça Tykie’ye ait bir mozaik ortaya  çıkartılır.  Gün ışığına çıkartıldıktan  yaklaşık bir ay sonra çalınan bu çok değerli mozaiğin İstanbul’da  bulunmasından sonra bazı önlemler alınma ihtiyacı hissedildi. Şehirde aynı zamanda büyük bir sikke basım atölyesi bulunuyordu. Bunu bilen  bir çok  define arayıcısı sürekli olarak bu bölgede izinsiz kazılar  yaptılar. Şehir bu kaçak kazılar sonucunda ileri derecede tahrip edildi. Bir çok önemli eserin talan edildiği veya  buradan kaçırıldığı biliniyor. Bundan sonra resmi kazı yapılana kadar  olası hırsızlık olaylarını önlemek amacıyla şehrin üzeri toprakla kapatılarak koruma altına alındı.
 Akmonia'dan günümüze fazla bir bulgu ulaşmadı. Bir kaleye veya şehrin etrafını çevreleyen surlara ait olduğu düşünülen az miktarda duvar kalıntısı şehrin üst kısımlarında yer alıyor. Tepenin güney yamacında bulunan tiyatrosu toprak altında.  Akmonia  yerleşiminin biraz ilerisindeki dağın yamaçlarında  bulunan odalar kaya mezarlarıdır.  Şehrin  orta yerindeki bina sikke basımının  yapıldığı bir  darphane olarak kullanılmış. Ayrıca bir saraya veya  büyük bir binaya ait olduğu düşünülen temel kalıntıları geniş bir alana dağılmış.  Çıkan az miktardaki  bulgu  Uşak Müzesinde sergileniyor.

                                                     BLAUNDOS
 Blaundos Antik Kentine ait kalıntılar, Uşak İlimiz Eşme İlçesi Sülünlü Köy yakınlarındadır. Şehrin Makedonyalılarca kurulmuş. Bu nedenle burada yaşayanlar ‘Makedonyalı Blaundoslular ‘ olarak bilinmekteler. Şehir etrafı  derin vadilerle çevrili bir platonun üzerinde kurulmuştur. Roma döneminde  etrafta dağınık olarak yaşayan Lidya’lılar kırsallardan toplanarak  bu yerleşim içine alınmıştı. Bu nedenle şehir büyümüş, genişlemiş ve yeni yapılarla donatılmıştı.
Yerleşimin çevre olan ilişkisi şehrin kuzeyinde bulunan büyük bir kapı yardımıyla  sağlanıyordu. Bu kapıyı günümüzde de kısmen izlemek mümkün olabiliyor. Şehre su sağlayan kemerler,  bir mezar anıtı ve İmparator Claudius için yapılmış İon stilindeki tapınak, stadyum, sadece oturma sıraları günümüze ulaşan  tiyatrosu şehirden günümüze ulaşan bulgular olarak izlenebilir.