MİLET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MİLET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2014 Salı

MİLET MÜZESİ


Milet antik kenti içinde yer alan bir müzemizdir. Müze içerisinde ağırlıklı olarak Milet şehrinden çıkartılmış arkeolojik buluntular sergileniyor. Bunun yanında şehrin yakınlarındaki Priene ve Didyma kazılarında bulunan eserleri de görmek mümkün. Müze havuzlu bir hol ile biri büyük diğeri daha küçük iki salondan oluşuyor. Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı çağlarına ait eserler sergilenmektedir.
Aslan Galerisi: Toplam 30 eser bulunuyor. .
Tas Eserler Salonu: Didyma, Milet, Priene kazıları ile gün ışığına çıkartılan ve müzenin kendi arkeolojik araştırmaları sırasında bulduğu eserleri bu bölümde görmek mümkün. Bu taş eserler İ.Ö. 6. yy’dan İ.S. 13. yy dek olan dönem ile tarihlendiriliyor.
Büyük Salon: Bu salonda eski devirlerden Osmanlı Dönemine kadar olan keramik eserler ile sikkeler teşhir edilmektedir.
Küçük Salon: Bu salonda keramik, maden, cam eserler ile kıymetli takıları görmek mümkün.
Müze Bahçesi: Müze bahçesinde kitabeler, sunaklar, sütun başlıkları, çeşitli heykel kabartmaları, heykel ve lahitler sergilenmektedir.

Filozoflar Parkı: Müzenin hemen karsısında bu parkta, Miletos’ta yaşamış olan filozof, mimar ve sanatçılar bilgi levhaları ile tanıtılıyor










11 Ağustos 2014 Pazartesi

FİLOZOF ve ALİMLER KENTİ... MİLET ( MİLETOS)

Antik devrin en önemli şehirlerinden birisi olan Milet, ticari başarısı ve zenginliğinin yanı sıra  devrin önemli filozof ve bilim adamlarının yaşadığı bir kentti. İÖ 5-6 yy’larda Milet’te yaşayan  filozoflar evren ve insan ile ilgili sorulara bilimsel yanıtlar aramışlardı.  Kentte yaşayan alimlerin  Felsefi düşünceleri,  Mısır’dan alınan matematik ve  Babil’den gelen astronomi bilgileri ile birleşerek İonia felsefesini oluşturur. Bu düşünce ‘Miletos Okulu’ olarakta bilinir.
Matematik bilgini Thales, astronomi buluşlarıyla tanınan Anaximondros, matematik, coğrafya ve felsefe konusundaki görüşleriyle   Anaximenes, İ.S. 6.yy’da yaşamış tarih ve coğrafyacı  Hekataios,  Miletos’ta doğup büyümüşlerdi. Ayrıca  Sokrates’in etkisinde kaldığı  hocası Arkhelaos, ünlü tarihçi Dionysios,  ünlü  mimar Daphnis ile  atomun ilk tanımı yapan Leukippos, ilk şehir planlayıcısı Hippodamos,  Ayasofya’nın inşaatını yapan mimarlardan   Isidoros’ta bu kentte yaşamıştı.

                                          THALES
İÖ 625-545 yılları arasında Miletos’ta yaşamış matematik alimi, fizikçi ve filozoftur. Felsefe biliminin ve  Miletos Okulunun kurucusudur. Antik kaynaklar Thales’i felsefenin babası olarak kabul ederler.  Eski Yunan’ın yedi bilgesinden  ilki olduğu kabul edilir. Thales’e göre maddenin ilk maddesi su’dur. Suyu tanrısal bir varlık olarak kabul eder. Su yoğunlaşarak katı cisimlere,  buharlaşarak  havaya dönüşür. Su kütlesi dünyanın dayanağı olup her tarafını kuşatır. Dünya alt sular üzerinde yüzmektedir. Depremler bu suyun hareketi ile  oluşur.  Bu düşünce şekli yani maddeyi başka bir madde ile açıklaması veya doğa olgularını  basitleştirme  çabası o devirlerde çok önemli kavramlar olan    mitolojik öğelerden  bir ayrım noktası oluşturduğu kabul edilir. Astronomi konusunda da çalışmaları vardır. Güneş tutulmasını önceden tahmin etmenin yanı sıra bir yılın 365 gün olduğunu ispat etmiştir. Nil nehrinde suların yükselmesinin rüzgarlara bağlı olduğunu, açık denizlerde denizcilerinin yönlerini küçük ayı yıldız takımına bakarak belirlemelerinin daha doğru olduğundan bahseder. Matematik konusunda da bir çok çalışması olmuştur. Ünlü Thales teorisini ona aittir. Ayrıca çapın çemberi iki eşit parçaya böldüğünü, köşesi çember üzerinde olan ve çapı gören açının dik açı olduğunu ve  bir ikizkenar üçgenin taban açılarının bir birbirine eşit olduğunu göstermiştir.  Thales   Mısır piramitlerinin gölgesini ölçerek onların yüksekliğini doğru olarak belirlemişti.  

                                        ANAXİMONDROS
Astronominin kurucusu olarak kabul edilen  Anaximondros İÖ 610-574 arasında Miletos’ta yaşamıştı. Öğrencisi olduğu Thales’ten sonra Miletos okulunun başına geçmişti. Güneş ekseninin eğriliği ve güneş saatinin keşfi ona aittir. Bilinen ilk dünya haritası Anaximondros tarafından çizildi.   Astronomi alanında bir çok buluşu vardır. Kendi düşünceleriyle evreni açıklamaya çalışırken gökyüzünü sonsuz diye tanımlamıştı. Ona göre her doğum olayı karşıtların ayrılışı, her ölüm ise zıtlıkların sonsuzda birleşmesidir. Balığın kökeni anlamak nispeten kolay olduğundan insanında balıktan gelmiş olabileceğini söyler. Anaksimandros’a göre her karşıt kavramın karşısında mutlaka bir birliktelik vardır. Görüşlerini kısaca şöyle açıklar ‘Ne sıcak ne soğuk süreklidir. İkisi de aralarındaki dengeyi koruyabilmek için kendilerinden ödün verirler’  O zamana kadar dünyanın şu veya bu şekilde göklerde bir yerlerde asılı durduğu kavramına karşı yeryüzünün uzayda desteksiz olarak durduğunu savunmuştur.

                                         ANAKSİMENES
Anaksimondros’un öğrencisidir. Onun ölümünden sonra Miletos okulunun üçüncü ve son temsilcisi olmuştur. Felsefi düşüncesi hava üzerine kuruluydu. On göre hava eşit olarak dağılım gösterdiğinde görünmez olup, atmosferi meydana getiriyordu. Hava yoğunlaşırsa rüzgar, bulut, su, kıvam  daha da  arttıkça toprak taş ve kaya’ya dönüşüyordu.  Yoğunluğun azalması sıcaklığın arttırıp ateşin oluşmasını sağlıyordu. Ona göre hava yarı canlı bir varlıktır ve sonsuza kadar tüm canlıları koruyacaktı.  Hava  Mitolojideki tanrıların tüm niteliklerini barındırdığı görüşündedir. İnsan ruhunu da bedenindeki  hava olarak tanımlar. Evreni bir yarımküre olarak düşünmesi  kendisinden önceki mistik ve mitolojik eğilimlerden kurtulamadığının bir göstergesi olarak kabul edilir. Yinede çeşitli konulardaki düşünceleri incelendiğinde mitolojik kavramlardan gerçek bilimsel kavramlara geçiş konusunda ciddi çalışmaları olduğu görülür.

                                            HEKATAİOS
Ünlü tarih yazarı ve coğrafyacıdır. Zamanın gezginlerindedir. Çok merak ettiği Pers İmparatorluğunu gezerek anılarını ‘Dünya gezisi’  adıyla yayınladı. İlk defa tarih kelimesini kullanan ve kavramını açıklayan kişi olarak bilinir. Kurduğu tarih okulu da kendi alanında bir ilkti. ‘Soyağaçları’ adlı eseri ilk tarih kitaplarından  olduğu  kabul edilir. Zaman zaman siyasetle de ilgilenen Hekataios, bölgesel ayaklanmaları önlemek için de çaba göstermişti.

                                            ARKHELAOS
İÖ 5.yy’da yaşamış ünlü filozoftur. Yaşadığı devirlerde ahlak kavramları üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınır. Sokrates’in hocası olarak bilinir. Arkhelaos’ta havayı evrensel  temel ilke olarak kabul eder.

                                             DİONYSİOS
Antik dönemin ilk tarih yazarlarından birisi olarak kabul edilen Miletoslu ünlü tarihçidir. İÖ.5.yy’da yüzyılda yaşamıştır. ‘Pers Tarihi’ adlı eseri Pers’ler hakkında ayrıntılı  bilgiler veren  ciddi ve önemli  bir kaynaktır.   Diğer önemli eseri olan ‘Darius Tarihi’ adlı çalışması günümüze ulaşmadı.  

                                              DAPHNİS
Miletos’lu ünlü mimardır. Didim’deki ünlü Apollon Tapınağı’nın planını çizmiş ve  inşasının ilk dönemlerinde de  bulunmuştu.  Pars saldırıları sırasında yıkılan tapınağın yerine Büyük İskender’in bölgeye hakim olmasından sonra daha büyük ve gösterişli tapınak yapılması kararlaştırılır. Bu tapınağı planlaması Miletos’lu Daphnis tarafından yapıldı. 

                                            LEUKİPPOS
İÖ. 5.yy’ da  Miletos’ta yaşamış,  Atom kavramından ilk defa bahseden kişi olmasından dolayı ‘Atomizm ve Mekanik Maddeciliğin’ kurucusu   olduğu kabul edilir. Maddelerin gözle görülmeyecek kadar küçük parçalardan oluştuğunu savunarak  ‘Atomculuk Okulu’ diye bilinen felsefi bir kavram geliştirmişti.  Bu düşünceye göre insan ruhu ve  evrendeki her  canlı veya cansız madde kendilerinin çok küçük parçaları olan ve sürekli hareket halinde olan atomlardan meydana gelmekteydi. Felsefi düşüncelerini  ‘Evrenin Büyük düzeni’ ve ‘Düşünce Üstüne’  adlı   kitaplarında açıklar. Fikirlerini benimseyen bazı düşünürler onun izinden giderek bu kavramları geliştirdiler.  

                                          HİPPODAMOS
Tarihin ilk şehir planlayıcısıdır. Şehircilikte ızgara planı uygulamasını ilk olarak düşünmüş ve başarı ile uygulamıştır. Gençliğinde ülkesi Pers işgali altındaydı. Pers’ler Miletos başta olmak üzere pek çok kenti yıkıp talan etmişlerdi.  Kentin yeniden düzenlenmesi için görev verilen Hippodamos, şehrin caddelerini bir birini dik kesen yollar ve bunlar arasında kalan kare veya dikdörtgen adalardan oluşan ızgara bir plan ile  yeniden inşa etti. Bu düzenleme o zamana kadar yapılmış olan ilk şehir  planıydı. Pers savaşları sırasında yıkılan Atina ve Pire’yi yeniden yapılandırması  için Atina’ya çağrıldı. Bu kentler Hippodamos’a ait ızgara plan ile yeniden kuruldu.  Hippodamos kent planlanmasında ızgara yönteminin uygulanması konusunda bir kitapta yazdı. Ölümünden sonra bu kitaptan faydalanan pek çok kent bu plana göre yapılandırıldı.
  
                                      İSİDOROS
Miletos’ta yaşamış olan devrin en ünlü matematikçilerinden olan İsidoros, aynı zamanda fizik dersleri de veren ünlü bir alimdi. Özellikle Arşimet’in temelini attığı matematik kurallarını geliştirip bunların yaygın kitlelerine ulaşmasını sağlamıştır. İmparator Jüstinyen zamanında 532 yılında  Konstantinopolis şehrinde imparatora karşı büyük bir ayaklanma başlamıştı. Nika ihtilali olarak isimlendirilen bu halk direnişi sırasında şehrin yarısı yakılmış veya kullanılmayacak durumda tahrip edilmişti. Bu sıralarda şimdiki Ayasofya’nın yerinde bulunan tahtadan yapılmış olan kilisede tamamen yanmıştı. İmparator Jüstinyen bu yanan kilisenin yerine daha büyük ve gösterişli bir kilise yapılmasını ister. Bu eseri yapmak için Miletos’lu İsidoros ile Tralles’li Anthemius görevlendirilir. İnşaat 532 yılında başlayarak beş sene sonra 27 Aralık 537 yılında yapımı tamamlanınca imparatorunda katıldığı muhteşem bir törenle  açılır. Günümüzde bile  mimarisi ile ziyaretçilerini büyüleyen Ayasofya’nın  mimarından birisi Miletoslu  İsidoros’tur.


MİLETOS ( MİLET )




Söke Didim kara yolu üzerindeki Balat Köyü yakınlarındadır. Şehir ilk olarak neolitik çağda kurulan dünyanın en eski şehirlerinden birisi olarak  kabul ediliyor.
Miletos’tan  ilk olarak Homeros’un bahsettiğini görüyoruz. Homeros Troia Savaşına Miletos halkının da katıldığını  anlatır.  Bir deniz kenti olarak kurulan şehir,Mısır’dan  Karadeniz’e kadar uzanan bölgede kurduğu  koloniler sayesinde çok zengin olmuştu.En parlak zamanlarında koloni sayısını 90’a ulaştığı biliniyor. Daha sonra Pers egemenliği altına girdiğini görüyoruz. Bu dönemde Pers Orduları burayı  yakıp yıkarlar. Bundan sonra şehir yeniden  kurulsa da artık eski gücünde değildi.
Helenistik devirde kendisini toplamaya başlayan kent, Roma dönemine     gelindiğinde  çevresindeki diğer şehirler gibi  denizinin alüvyonlarla dolması sonucunda liman özelliğini yitirince ticari gücünü de kaybetti.
Bizans zamanında tiyatronun arkasına ki küçük bir kalede yaşamını sürdürmeye çalıştı. Selçuklular zamanında Türkler tarafından işgal edildi.
Tiyatronun önündeki han ile 1404 yılında yapılan İsa Bey Camisi Miletos’ta Selçuklulardan kalan eserlerdir.
Miletos  Antik Yunan devrinin yedi filozofundan ilki olan  Thales, madde kavramını açıklamalarıyla  ünlü Anaksimenes ,’ Araştırmalar’ adlı eseriyle mitolojiyi tanıtan ünlü tarihçi Hekataios ve İon kent  planlarını yapan haritacı   Hippodamos’unda yurduydu. Ayasofyanın mimarlarından olan İsidoros’ta Miletos’luydu. Ayrıca  İon alfabesininde Miletos’ta bulunduğu biliniyor
                           MİLETOS’TAKİ KALINTILAR
Şehrin planı geometrik düzenlidir. Hippodamos ilk şehircilik planını kendi doğduğu kentte uygulamıştır. Denize kıyısı olduğu dönemlerde şehrin batısında üç, doğusunda ise bir olmak üzere toplam dört adet limanı vardı.
Surlar : Surlar, şehrin ilk kurulduğu zamanlarda yerleşimin etrafını çeviren ve  dört metre genişliğinde kalın duvarlardır.  Sur yapısındaki taşlar   Athena tapınağının yapımı sırasında kullanıldığından bu surlara ait bulgu yoktur.  Daha sonraki dönemlerde (İ.Ö. 2.yy’da)  yapılan ve tüm şehri çevreleyen surların kalıntıları günümüzde seçiliyor.
Tiyatro : Batı Anadolu’daki tiyatroların en sağlam kalanlarından birisidir.
Helenistik devirde yapılmış olmasına rağmen  Roma devrinde gördüğü büyük onarım sayesinde günümüze ulaşabildi. 15000 kişilik  kapasitesiyle civarın büyük tiyatrosudur.  Üst sıralarından limanları ve denizi görmek mümkündü.









                                  MİLETOS'U  GEZERKEN
Athena Tapınağı :  Tiyatronun batısındadır. İ.Ö. 5. yy’da yüksek bir plato üzerine inşa edildiği düşünülüyor. Bu tapınaktan günümüze ulaşan ciddi bir bulgu yoktur.
Güney Agora : Şehrin orta yerinde bulunuyordu. Üç girişi bulunan agoranın güney ve doğu kenarlarında dükkanlar yer alıyordu. İlk olarak Helenistik dönemde yapılmış olan agora Roma döneminde tamamen değiştirilip büyütülmüştü.
Hamam : Agoranın batısında yer alan hamam kompleksi Marcus Aurellius’un karısı Faustina tarafından yaptırılmıştı.  Miletos’un  sağlam kalan yapılarından birisidir. Hamam binasının önünde dört yanı sundurmalı bir avlu bulunuyordu. Uzun bir salondan  soyunma odalarına ulaşılırdı. Salon üzerindeki özel bölümlerde pek çok heykel yer alıyordu. Bundan sonra etrafında  bir aslan ve nehir tanrısının yer aldığı  büyük havuza geçiliyordu.  Ayrıca antik limanın doğu kısmında yine Romalılar tarafından yapıldığı bilinen bir hamam daha bulunur.
Serapis Tapınağı : Hamamın yakınlarında, pazar yerine uzanan cadde üzerindeydi.  Bu gün için tapınağın olduğu yerde birkaç yarım sütun ile girişine ait olduğu düşünülen dört adet basamak görülüyor. Serapis bir Mısır Tanrısıdır. Roma İmparatorluğu döneminde Mısır dışına  yayılarak adına tapınaklar yapıldı.
Bouleuterion :  Şehir meclisinin toplantı yeri olan bu bina iki katlı ve 1500 kişilikti. Toplantı salonunun önünde bir avlu, avlunun içerisinde  bir mezar anıtı bulunuyordu.  Doğu yönünde de gösterişli bir giriş kapısı vardı. 
Kutsal Tören Caddesi :   Bu cadde yirmi sekiz metre genişliğinde ve yüz metre uzunluğundaydı. Yan taraflarında yer alan 5.50 metre genişliğinde yaya kaldırımlarıyla çok büyük bir caddeydi.  Şehrin  su ve kanalizasyon sistemleri caddenin altından geçiyordu. Tören caddesinin doğu ucunda yer alan ve  Roma İmparatorluk  Çağının başlangıcında yapılan on altı sütunlu giriş kapısı liman bölgesinden şehre girişi sağlamaktaydı.
Nymphaion : Şehir meclisinin karşısında bulunan anıtsal çeşme  üç katlı olup, dış yüzeyi tamamen mermer kaplıydı. Sütunlar arasındaki bölümlerde tanrı ve tanrıçaların  heykelleri bulunuyordu.
Gymnasion :  Dikdörtgen şeklinde bir yapı topluluğudur. Giriş kapısına dört basamak ile ulaşılırdı. Binanın ortasında büyük bir ders odası vardı.
Delphinion : Liman bölgesinde bulunan ve Apollon Delphinios için yapılmış olan tapınak, şehrin ana tapınağıydı.  Buranın diğer bir özelliği de tapınak içersinde  devlet arşivinin bulunmasıydı. Tapınak içerinde özel bir bölümde saklanan belgeler arasında Miletos’un başka şehirler ile yaptığı anlaşmalar, şeref yazıları ve  diğer önemli yazışmalar vardı. Bu önemli belgelerin burada bulunması bir yerde Apollon Delphinios’un kudretinin devlet işlerine kadar uzandığını veya bütün şehrin Apollon’un emrinde olduğunu göstermek amacındaydı.
  Stadion :  Helenistik devirde yapılmış olan stadyum Roma döneminde büyük bir onarım görmüştü. Yarışmaların yapıldığı dikdörtgen şeklindeki orta alanın uzun kenarları boyunca oturma yerleri yer alıyordu. Her iki tarafında da yirmişer adet oturma sıralarıyla 14000 kişi alabilecek kapasitedeydi.
Kuzey Agorası :  Agora tören caddesinden şehir meclisi binası ve tiyatroya kadar uzanan oldukça geniş bir alana yayılmıştı.Önleri sundurmalı pek çok dükkan bu alanda yer alıyordu.
Liman Anıtı : Limanı üç yandan çevreleyen mermer döşemeli rıhtım Roma Devrinde yapılmıştı. Limanda büyük liman anıtı bulunuyordu. Üç basamaklı yuvarlak bir kaidesini vardı. Bu  anıt İmparator Augustus için İ.Ö. 31 yılında yaptırıldığı biliniyor.  Askeri limanı koruması için iki adet aslan heykeli bulunuyordu.

Bizans Kiliseleri : Şehirde büyük sayılabilecek üç adet Bizans kilisesi bulunuyordu.













                                     

3 Ağustos 2014 Pazar

ÜÇ FİLOZOF... PRİENE'Lİ BİAS...MİLET'Lİ THALES...SİNOPLU DİYOJEN



                           
                                           Priene’li   Bias
İÖ VI yy da Aydın  ilimiz sınırları içerisinde Söke yakınlarında bulunan  Pierene’de doğdu. Bias Eski Yunanlılara arasında çok tanınmış ve bu şöhretini ölünceye kadar korumuş ünlü bir filozoftu. Eski Yunanistan’ın yedi bilgininden birisi olarak kabul edilir. Felsefenin  temellerini oluşturan görüşler ve dönemin ilk kanunları onun tarafından düzenlendi. Priene’yi   düşman işgalinden korumak için yapılan bir savaş sırasında vefat etti. Ölürken söylediği       ‘ Bütün servetimi yanımda taşıyorum sözü’ günümüze kadar unutulmadı. Daima fakirlerin dostu olmuş tüm gelirini ihtiyacı olan insanlara dağıtmıştı.
                             Ünlü filozoftan nameler   
 - Herkesle iyi geçinin. Kendinizi sevdirmeye bakın. Bunu becerebilirseniz  ömrünüzün sonuna kadar rahat edersiniz.
 – Dostlarınızı sevin fakat  bu günkü dostunuz yarın size düşman olabileceğini  unutmayın.                                                                                                                – Başkalarına yukardan bakarak onları küçümsemenin size kazandıracağı bir şey   yoktur.                                                                                                            
-  Düşmanlarınızın bile bir gün dostunuz olma olasılığı vardır.  
-  Gençliğinizde bilgi ve meslek sahibi olunuz. İhtiyarladığınızda tek teselliniz bunlar olacaktır.                                                                                                         – Bir adamın zengin olmaktan başka bir özelliği yoksa onu övmeyiniz.               

-  Olmayacak şeyleri istemeyin. Nasıl olsa olmayacaklardır. 
– Düşünmeden hiçbir işe girmeyiniz ama bir işe girerseniz de tüm gücünüzle o işinizi düşünün.  
– Öfkeye kapılmak ve acele etmek akıllı bir adamın yapacağı işler değildir. 
                                                       
                                         Milet’lİ  Thales
   İÖ 640 yılında Millet’e doğdu. Çok zeki bir insan olan Thales, az konuşur uzun düşünürdü. Kendi özel işlerine önem vermez fakat devlet işleriyle çok ilgilenirdi. Kendisine özgü  fikirleri günümüzde bile ilgiyle karşılanmaktadır.
Ömür boyu herkesin saygısını kazanan Thales başı sıkışan herkese yardım etmekten de hoşlanırdı. Ona göre hava hafifletilmiş suydu, her şey durmadan birbirine dönüşüyordu, dünyanın kendi etrafında döndüğünü, yılın 365 gün olduğunu bununda  30 zar günlük 12 aydan meydana geldiğini ilk olarak o saptamıştı. Kendi hesabıyla   5 gün ilave ederek bir yılı tamamlıyordu. Matematikte günümüzde bile kullanılan ünlü Thales teoremini bulmuştur. Thales bütün yaşantısını etrafından büyük bir saygı görerek geçirmiş, devlet yetkilileri de  zaman zaman ona danışarak fikrini almışlardı.
                                Thales’ten  felsevi  sözler

 - İnsan  mutluluğuna yetecek için sağlıklı, makul derecede varlıklı, itibar görmesi içinde tahsilli olması gerekir.
- Başkalarını suçladığınız şeyleri  yapmayınız.
- Zenginde olsanız tembel olmayın.
- Herkese güvenmeyin.
- Güvendiğiniz kişilerin bile  sizi etkilemesine izin vermeyin. 
- Annesine babasına yardım etmeyen kendi çocuklarından da yardım görmez.

                              Sinoplu   Diyojen  ( Diogenes )
  İÖ 412  yılında Sinop’ta doğdu. Yaşam felsefesinde sadece kendine yeten sadelik ilkelerini benimsemişti. Ünlü  düşünürün  tüm yaşamı tek başına geçti. Kendisine özgü bireysellik  içerisinde mutlu olduğunu söylüyordu. Yuvarlıya yuvarlıya her yere  yanında taşıdığı büyük  fıçı onun eviydi. Yaşamı yoksulluk içerisinde geçmesi ve çöplerden topladığı yiyecek artıklarıyla beslenmesi , yalınayak dolaşması, hiçbir şeye üzülmemesi değişik özelliklerinden bazılarıydı.
Bir çocuğun elinin yardımıyla çeşmeden su içtiğini gördüğünde ‘Demek gereksizmiş’ diyerek yanında su içmek için kullandığı tası kırıp atmıştır. Güneşi ,ayı ve yıldızları seyrederek vakit geçiren matematikçilere, ‘Ayaklarının altında ne olduğunu bilmezler göklerde bir şeyler aralar ‘diye eleştirdi. Nerede akıllı adam gördün diye sorulan bir soruya ‘ Pek çok akıllı çocuk gördüm ama adam asla ‘diye yanıt vermişti.’ Bir adamın fakir olduğu için hakaret edildiğini görmedim ama pek çok insanın hırsız  olduğu için asıldıklarına şahit oldum ‘gibi deyişleri yıllarca anlatılır. Büyük İskender ile olan ünlü konuşmasında İskender’in ‘Sana bir yardımım olursa memnun olurum’ demesi üzerine ‘Gölge etme başka ihsan istemem ‘ diyerek verdiği yanıt  İskender tarafından çok beğenilir  etrafındakilere ‘ İskender olmasaydım  Diyojen olmak isterdim’ diyerek filozafa duyduğu saygıyı belli etmiştir.