KARŞIYAKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KARŞIYAKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2014 Cuma

LATİFE HANIM ANI EVİ



                 
Zübeyde Hanımın son günleri geçirdiği,Atatürk'ün eşi Latife Hanıma ait olan iki katlı ev, İzmir Valiliği ve Karşıyaka Belediyesininçalışmaları sonucunda, aslına uygun olarak restore edilip, ilgilenenlerin ziyaretine açılması memnuniyet yarattı.
Latife Hanım Anı evi, Karşıyaka Bahriye Üçok Bulvarında  bulunan Karşıyaka Belediyesi binasının  arka sokağında geniş birbahçenin içerisinde.
Köşkteki eşyaların tamamının  Atatürk zamanında  kullanılanlardan olması  için özel bir çaba gösterildiği belli oluyor. 100-150yıl geçmişi olan bu eşyalar titiz bir çalışma ile toplanıp,aslına ygun  bir bakımdan  sonra  bu evin dekoru için kullanılmış.
2 katlı olan köşkün giriş katının büyük bir kısmını, misafirlerin kabul edildiği  oturma odası ile yemek odası kaplar. Bu odalarınnın  eşyalarını oluşturan  koltuk grupları, büfeler,eski saatler,yemek takımları,gramafon,eski halılar ve çeşitli tabloların uygun dizaynı  günleri çok güzel yansıtmakta.
Gene alt katta bulunan  küçük bir çalışma odasının  dekorunu, bir çalışma masası ile o zamanlarda kullanıldığı düşünülen eski bir gaz lambası oluşturulmuş.
Köşkün ikinci katında geniş bir hol, 3 yatak odası ve banyo bulunmakta. Zübeyde Hanım ve Latife Hanımın kendi yatak odalarında koltukta otururken  ve bir çalışma masasının başında ise ayaktaduran Atatürk'ün aslına çok benzer olan balmumu heykelleri  ilgi topluyor.
Binanın gece aydınlatması ve bahçe düzenlemesi kusursuz. Bahçesindeki kafeterya ise köşkü ziyarete gelenlerin kullanımı  için düşünülmüş.
Anılarla dolu olan bu köşk, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmire giren Türk ordularının ilk karargah olup Atatürk ile Latife Hanımın ilk karşılaştıkları yerdir. Zübeyde Hanımın son günlerini geçirdiği evolması ve pek çok önemli  toplantıya ev sahipliği yapması nedeniylede ayrı bir önem taşıyor. 








7 Ağustos 2014 Perşembe

HAMZA RÜSTEM FOTOĞRAF EVİ VE MÜZESİ

Fotoğraf sözcüğü eski yunanca ışık anlamına gelen fotos ve çizmek anlamındaki grafe sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşmuş bir sözcüktür. Kelime anlamı olarak ışık yardımıyla iz bırakmak olarak tanımlayabiliriz.
Fotoğraf sayesinde insanlar birbirlerini ve kültürlerini tanıdılar. Özellikle 20.yy’da büyük aşama kaydeden fotoğraf endüstrisi, bireylere serbestçe kendi görüntülerine sahip olma ve bu sayede kendilerini anlatma imkanı getirdi. Optikten elektroniğe, tıptan astronomiye kadar tüm branşların vaz geçilmez yardımcısı olan fotoğraf, aynı zamanda bir sanat dalıdır.
Digital teknolojinin gelişmesiyle birlikte siyah beyaz fotoğraflar, fotoğraf makineleri, pilli flaşlar, agrandizörler, fotoğraf kartları, fotoğraf filmleri, kimyasal maddeler, fotoğraf banyoları, karanlık odalar, baskı laboratuarları zaman içerisinde önemini kaybederek tarihsel birer anı olarak maziye gömüldüler. Yalnız günümüzde değil gelecek günlerde de digital teknolojinin fotoğrafa hakim olacağı tartışmasız bir gerçektir. Her yeni teknoloji eskisini hem yöntem hem de vizyon olarak tarih haline getirilir. Eski çoğu kez unutulur. İşte eski fotoğrafçılığın hatırlanması için,
İzmir Karşıyaka’da yepyeni bir müze meraklılarının ilgisine açıldı. Buraya unutulmaya yüz tutmuş eski fotoğrafçılığın yeni müzesi de diyebiliriz.
İzmir’in en eski fotoğraf stüdyolarından birisi olan Hamza Rüstem Fotoğraf Evinin yaklaşık yüz yıllık geçmişe sahip arşiv ve koleksiyonu, bugün Hamza Rüstem Fotoğraf evinin  sahip ve yöneticisi Mert Rüstem tarafından Karşıyaka Belediyesine bağışlandı. Karşıyaka Belediyesi bu koleksiyonu sergilemek amacıyla gerekli
koşulları sağladıktan sonra ‘Hamza Rüstem Fotoğraf Evi ‘ni ziyarete açtı.
Fotoğrafçılık konusunda tam bir nostalji yaşatan bu müzenin her bölümünde gezenlere panolar yardımıyla bilgilendirilmeleri sağlanmış.








                                                   MÜZEYİ GEZERKEN
Ana salon’da 1870-1970 yılları arasında kullanılmış orijinal fotoğraf makineleri, flaşlar ve diğer fotoğrafçılık malzemeleri sergileniyor.
Hamza Rüstem salonunda usta fotoğrafçının çektiği fotoğrafları görmek mümkün. Bunların arasında kendi ailesinin fotoğraflarıyla çocuklarının çektiği fotoğraflara da yer verilmiş. Hamza Rüstem Fotoğrafhanesinde yıllarca kullanılmış karanlık odası aslına uygun olarak yeniden düzenlenmiş.Bir zamanlar siyah beyaz fotoğrafların her şeyi olan agrandizörü burada görmek mümkün. Müzenin stüdyo bölümünde eski günlerde fotoğraf çekilirken kullanılan bir stüdyoyu oluşturulmuş. Buradaki fotoğraf makinesi ve özel ışık düzeniyle, digital teknolojiden önce kullanılan retüş masası gezenlere nostalji yaşatıyor. Bahçede bundan sonraki fotoğraf etkinliklerinde kullanılmak için bir sergi alanı ayrılmış.

CAMERA OBSCURA
Müze bahçesinde bir camera obscura bulunuyor. Camera obscurayı günümüz fotoğraf makinelerinin atası olarak kabul edebiliriz. En basit şekliyle karartılmış bir odadır. Bir delikten geçen ışık karşı duvarda görüntüsünün baş aşağı gelmiş biçimini oluşturur. Bunu ilk olarak İÖ 4.yy’da Aristo tanımlamıştır. Yüzyıllar içerisinde çeşitli mercekler kullanılarak bu sistem geliştirilmeye çalışıldı. Fransız Nicepore Niepce ışığa duyarlı bir levha üzerinde kalıcı görüntüler elde etmeyi başararak 1826 yılında ilk fotoğrafı çekmeyi başarmıştır. Müzenin bahçesindeki Camera Obscura’nın ülkemizdeki başka bir örneği yoktur.
Hamza Rüstem Fotoğraf evi Mavişehir son durakta. Ulaşımı rahat. Arabanızla gelmeyecekseniz, Mavişehir otobüslerini veya İzban’ı kullanabilirsiniz. Meraklıların başka hiçbir yerde bulamayacakları geçmişten izler taşınıyor. Pazartesi hariç her gün açık. Ziyaret etmeye ne dersiniz?


5 Ağustos 2014 Salı

HABERLEŞME MÜZESİ




 Karşıyaka Belediyesinden yepyeni bir müze

İzmir 4 Şubat 2014 günü yepyeni bir müzeye daha kavuştu. Konak Belediyesi tarafından arka arkaya açılan  ‘Radyo ve Demokrasi Müzesi ‘  ile  ‘ Kadın Müzesi’ ardından Karşıya Belediyesi  de  özenle hazırlanmış butik  bir müzeyi ziyarete  açtı. Tarihi değeri olan 300 den fazla eserin sergilendiği müze,  Karşıya Örnekköy 7445 sokakta. Müze büyük ve gösterişli binasıyla da  dikkat çekiyor.
Müze görevlileri çok ilgili,  sergilenen eserler hakkında bilgi  verip  , müzenin  kuruluş amacını anlattıktan sonra  müzeyi tanıtan  broşür ve ilginç dizaynı olan güzel bir magneti’de ziyaretçilere hediye ediyorlar.
Görevlinin tavsiyesine uyarak ilk olarak sağ tarafta yer alan  galeriyi geziyoruz. Burada  ilk insandan günümüze kadarki haberleşme aşamaları renkli ve sevimli  tablolarla anlatılmış. İlk çağlardaki duman yardımıyla yapılan  haberleşmeden başlayarak, güvercin ile sağlanan iletişim, özel ulaklar, eski devirde postacılar ile telgraf ve telefon’un bulunuşu ile bilgisayar dönemine  kadar olan gelişmeleri  tablolarda görmek mümkün.
Bundan sonra ikinci salona  geçiyoruz.  Bu bölümde  ağırlıklı olarak telefonun geçirdiği aşamalar sergileniyor.  Müzedeki en eski eser 1892 yılı yapımı Ericson markalı manyetolu bir telefon. Gerçi manyetolu telefonlar hakkında bahsetmek için o kadar eskilere gitmeye gerek yok.  Buna benzer bir telefonu yaklaşık 35-40 yıl önce Çeşme’de kullandığımızı hatırlıyorum. Telefonun üzerinde sadece bir manyeto bulunuyordu. Bu manyetoyu çevirdiğiniz zaman karşınıza santral görevlisi çıkarak hangi numaraya bağlanmak istediğinizi sorardı.  Sizde görüşmek  istediğiniz numarayı söyledikten sonra bağlantı bu operatör tarafından gerçekleştiriliyordu. Tabi bu hizmette 24 saat açık değildi. Yanlış hatırlamıyorsam sabah  8 den 21 kadar  santral açıktı. Bunun haricinde hiçbir bağlantı yoktu. Çeşme Ilıca’da ise kış günleri santral kapalı olduğundan telefon bağlantıları kurulamıyordu. Manyetolu telefonları görünce eski günlerimi hatırladım. Müzelerin açılmasındaki  amaç eski günleri anmak  ve yeni nesilleri heyecan verici bir yolculuğa çıkartarak  o günleri  anlatmak olunca yıllar öncesini hatırlamakta doğal.   
Müzenin üçüncü salonunda ise eski birkaç radyo ile karşılıyoruz. Yaklaşık 100 yıllık radyoların hala çalışıyor olmasına şaşmamak mümkün değil. Kabloların yardımıyla iletişim sağlayan telefon santralarını  gördüğüm zaman  1970 li yıllardaki  otelleri hatırladım. Otellerin resepsiyon kısmında odalar ile  iletişimi sağlayan böyle tahta kasalı telefon santralleri bulunurdu.
 Şimdi bir parmak kadar küçük olan ses kayıt cihazlarının  bir dolap kadar büyük olduğunu görmek teknolojinin gün geçtikçe ufaldığının bir göstergesi olduğunu düşündük.  Kulaklıklar, filateri koleksiyonları, telefon kartları, hakem saatleri ,eski televizyonlar, telsiz malzemeleri, telefon rehberleri, telefon tamirinde kullanılan aletleri görmek mümkün. Rus denizaltısından çıkartılan radyo ile  gemilerde katlar arasındaki iletimi sağlayan   telefonları ilgi ile izledik. Genç nesil pek bilmez, fakat eskilerden telefon ile görüşme genellikle bakkal dükkanlarında yapılırdı. Telefonun yan tarafında veya önünde bulunan bir hazneye metal bir para veya  jeton  koyduktan sonra  sürgüsü yardımıyla telefona doğru itince üç dakikalık bir konuşma hakkı elde ederdiniz. İşte bu bakkal telefonu olarak adlandırabileceğimiz telefonları burada görene kadar  tamamen unuttuğumuzu düşündük.

                                             MÜZE  HAKKINDA
Güzel , sevimli ve adına uygun butik bir müze. Tarih içerisinde nostalji yapmak isteyenler, bu müzeyi gezmeyi unutmayın derim.
Karşıyaka Belediyesi Haberleşme Müzesi
Adres :  7445 sokak no : 2/1
( Saklıbahçe evlerinin hemen yan tarafında )
Örnekköy / Karşıyaka
Tel : 0232 3994082
Ziyaret günleri :  Pazartesi hariç her gün
Ziyaret saati      :  09-17
Müzeyi gezmek ise ücretsiz.