HALİKARNASSOS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HALİKARNASSOS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2014 Cuma

BODRUM KALESİ

Bodrum’un simgesi haline gelmiş olan kale yaklaşık otuz dört dönümlük bir alanda ve üç tarafı denizle çevrili kayalık bir alan üzerinde bulunuyor. Kalenin yerleşke alanı antik çağlarda bir ada iken daha sonraları sahil ile bütünleşmiştir.
Kale Rodos Şövalyeleri tarafından 1400 ‘lü yıllarda yaptırıldı. Yapımı sırasında dünyanın yedi harikasından birisi olarak kabul edilen Halikarnasos’taki Kral Mousolenion ‘un anıt mezarın taşları kullanıldı. Muhteşem mezardan çıkartılan olağanüstü güzellikteki mermer kabartmalar ilk başta kalenin içerisinde dekor olarak kullanılsa da daha sonra padişahın izni ile İngiltere’ye götürüldüğü biliniyor.
Kaleyi denizden kıyıya doğru iç içe üç çevre duvarı çevirir. Kalenin etrafını çeviren duvarlar dış tehlikelere karşı güvenli savunma yapabilmek amacıyla kalın tutulmuştur. İç kalede bulunan beş adet kule vardır. Bunlardan en ilginci kapısında yılan motifi bulunması nedeniyle yılanlı kule olarak bilinen yapıdır. İç kaleye üzerlerinde genellikle arma veya haç işareti bulunan yedi kapıdan geçilerek ulaşılır. Kalenin içerisine Bizans Döneminde bir şapelde yapılmıştır. Bir kapının üzerinde de ‘Tanrım bizi uyanıkken koruduğun gibi uyurken de koru ‘ cümlesi yazılıdır. Başka yerlerde de Klasik Yunanca ve Latince kitabeler görülür. Kale Kanuni Sultan Süleyman döneminde Türk hakimiyetine geçmiştir.






BODRUM SU ALTI ARKEOLOJİ MÜZESİ

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi 1964 yılında Bodrum Kalesinin içerisinde açıldı. Müzede bulunan on dört salonda , ağırlıklı olarak sualtı buluntularına yer veriliyor.  Uluburun Batığı ile Kral Mausosol’un kız kardeşi olan Kraliçe Ada’nın içerisinde iskeleti olan lahiti müzedeki en değerli eserler olarak kabul ediliyor.

MÜZEYİ GEZERKEN
Amfora Sergileri : Müzede en çok görülen buluntulardan olan amforalar, iç kaleye girerken karşınıza çıkabildiği gibi muhtelif salonlarda da görmeniz mümkün. Bodrum Sualtı Müzesindeki amforaların sayı ve çeşit olarak dünyanın en büyük amfora koleksiyonu olduğu kabul ediliyor. Bu amforaların büyük bir kısmı süngerciler tarafından müzeye armağan edildi. Bundan başka Sualtı Arkeoloji Ensitüsü'nün yaptığı sualtı kazıları sırasında bulunanları da vardır. Anforaların sergilendiği bölümlerde bunların gemilerde taşınma şekillerini gösteren uygulamalar ve tablolar da yer alıyor.

Hazine Dairesi : İtalyan kulesinin alt katında yer alan ve değerli eserlerin sergilendiği bölümdür. Burada Halikarnassos ve çevresinde bulunmuş olan sikkeler sergilenmiş. Halikarnassos şehir devleti sikkeleri içerisinde Mausolos'un babası Hekatomnos'a ait olan sikke çok nadir bulunan bir örnektir. Diğer vitrinlerde çevrede bulunan şehir devletlerinin sikkeleri kronolojik bir sıra içinde sergileniyor. Sikkeler dışında bu salonunun en önemli eseri, ölü külünün muhafaza edildiği gümüş urnadır. Augustus Devrine ait olan bu urna üzerinde, altın yaldız kaplamalı motifler bulunuyor. .

Uluburun Batığı Salonu : Bu salonda Uluburun Gemisinin bire bir örneğini görmek mümkün. Dünyanın bilinen en eski batıkları arasında yer alan bu batık Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nin en önemli eserlerinden birisidir. Yapım tarihinin İ.Ö. 14’ yy olduğu belirlendi. Uluburun batığını National Geographic dergisi 1987 yılında Kapak konusu yapınca, bu batık tüm dünyanın ilgisini çekti.

Zindan : Zindan bölümündeki işkence odası ziyaretçilere duygusal anlar yaşatıyor. Odada darağacı, prangalı gülle, duvarda kelepçe ve tavanda asılı darağacı görülmektedir. Burada yer alan manken, zindancı başı ve mahkumlar ışık oyunları ile ziyaretçilere sunuluyor.

Cam Buluntular Bölümü : Bu salonda, en eskisi İ.Ö. 14. yy olarak tarihlenen çeşitli cam eserleri görmek mümkün. Salonda Stratonikeia ve Kaunos gibi antik şehir kazılarında elde edilen cam buluntularının yanı sıra Serçe Limanı Batığı'nın cam koleksiyonunu büyük bir yer kaplamakta.

Yılanlı Kule : İspanyol Kulesi kapısının yanında bulunan yılan kabartması nedeniyle "Yılanlı kule" olarak ta bilinir. Antik çağlardan bu yana yılan tıp bilimini simgeler. Kulenin içinde antik tıp bilimine ait araç gereçler, ilaç yapımında kullanılan havanlar ve tokmaklar sergileniyor.

Kraliçe Ada Salonu : Kraliçe Ada ‘yı temsil eden manken ipek elbisesi, altın süslemeleri, üzerinde mavi boncukların olduğu kuşağı ile ilgi çekiyor. Bu bölümde Hekatomnos'un kızı olan Ada’nın yekpare taştan oyulmuş bir lahiti de bulunuyor. Lahit içinde kraliçeye ait iskeleti bulunduğu şekilde görmek mümkün. Kraliçenin üç yüzük, iki bilezik, altın taç ve iki kolyeden oluşan takıları özel bir vitrin içerisine konulmuş.
Salonun girişindeki video izleme alanında Kraliçe Ada’nın mezarının bulunuşu ve sergilemeye kadar yapılan işlemlerin anlatıldığı belgeseli müzeyi gezenler izleyebiliyor.













HALİKARNASSOS MOZOLESİ

Bir çok kaynağa göre İzmir veya Sakız adasında doğmuş ve yaşamış olan ünlü yunanlı tarih ve destan yazarı Homeros yaşadığı dönemde inşa edilmiş olağan üstü yedi yapıyı dünyanın yedi harikası olarak tanımladı Bu muhteşem eserler arasındaki tek anıt mezar ise Bodrum ( Halikarnassos) ‘ta bulunan Mozole’dir.
Gösterişli anıt mezar anlamına gelen mozole günümüzde de aynı anlamda kullanılmaktadır. Pers’lerin Karya bölgesindeki egemenlikleri sırasında Mylase      ( Milas ) şehrinde yaşamış olan Hekatomnos, Persler tarafından Karya bögesinin yöneticisi olarak görevlendirildi. Vefat ettikten sonra oğlu Mousolos bu görevi üstlendi. Bu devirde yönetim merkezini Mylase’den Halikarnasoss’a taşıdı. Mousolos babası için Mylase’de Zeus Karios kutsal alanının alt kısmında bir mezar yaptırmıştı. Mousolos öldükten sonrada karısı, ( bazı bilgilere göre de önce kardeşi daha sonra karısı olan) Artemisia tarafından muhteşem bir anıt yaptırmayı düşündü. Bazı yazarlar bu anıtın Mousolos’un hükümdarlığı zamanında yapımına başlandığını ve öldükten sonra Artemisia tarafından yapımına devam edildiğinden bahsederler. Anıt mezar için dönemin en ünlü mimarlarını ve heykeltıraşları Halikarnassos’a çağrıldı. İÖ 350 ‘li yıllarında yapımına başlanan anıt mezar, kraliçe Artemisia ‘nın ölümünden sonrada diğer kardeşleri tarafından tamamlandı.
Günümüzde bu muhteşem anıt mezar hakkında bilgileri ancak antik çağ yazarların yazdıklarından öğrenebiliyoruz. Bu kaynaklara göre anıt mezar dört bölümdü. Tabanı yüksek bir kaide ( podyum ) üzerine oturmaktaydı. Bunun üzerinde 36 adet sütundan oluşan bir bölüm vardı. Piramit şeklinde yapılmış ve 24 basamaklı olan çatısı bu sütunların üzerini kaplıyordu. Binanın en üstünde ise dört atın çektiği bir araba içerisinde kral ve kraliçenin heykelleri yer almaktaydı. Bu heykelin muhteşem bir görüntüsü olduğu tüm yazarlar tarafından kabul ediliyor.
Bu anıt mezarın yüksekliğinin 55 metre, taban ölçüleri ise 242 metreye 105 metredir. Dört kenarında büyük heykeller bulunuyordu
12.yüzyılda yaşamış olan Piskopos Eustathios anıtı sağlam olarak gördüğünden bahseden son kişidir. Dolayısıyla mozolenin yaklaşık 1500 yıl bu bölgede sağlam olarak durduğu sanılıyor. Büyük bir deprem sırasında bu muhteşem bina tamamen yıkıldı.
1402 yılında Saint Jean şövalyeleri Bodrum'a geldiklerinde mozoleyi yıkık olarak görmüşlerdir. Şövalyeler bu anıtın taşlarını sökerek Bodrum Kalesi'nin yapımında kullandılar. 1522 yılında yine şövalyeler kaleyi güçlendirmek amacıyla Mausoleion’un son kalan taşlarını da buradan alıp kaleye götürdüler. La Touret bir yazısında mezar odasına giden koridorun iki yanındaki muhteşem heykel ve kabartmaların şövalyeler tarafından parçalandığını asıl mezar odasının ise mezar soyguncuları tarafından soyulduğunu yazmıştır.
Burada özel izinle kazılar yapan İngiliz arkeolog, Newton Kral Mausolos'un heykeli ile Halikarnas Mozolesi'nin üzerinde yer alan dört atın çektiği bir araba içerisinde yer alan kral ve kraliçeyi tasvir eden muhteşem heykeli yurt dışına kaçırdı. İngiltere büyükelçisi Lord Stratford Canning 1846 yılında Padişah Abdülmecit'ten aldığı izinle Bodrum Kalesi'nin duvarlarında görülen Mausoleion kabartmalarını da Londra'ya götürdü. Günümüzde bu eserler British Müzesinde özel bir salonda sergilenmektedir.
Dünyanın yedi harika eserinden birisi olan mozolenin bulunduğu alanı günümüzde bir müzeye dönüştürüldü. Müze açık ve kapalı olarak iki bölümde gezilebilir. Açık bölümde mozole yapılmadan önce bu bölgede yer alan mezar odaları, kapı girişinde ve merdiven duvarlarında adak yerleri ile krala ait anıtın yer aldığı bölüm görülebilir. Tüm mozolenin çevresini çeviren duvarlar restorasyon sonucunda aslına benzer bir hale gelmesi sağlanmış. Büyük bir kapı ile girildiği düşünülen mozolenin bu kapısını bu gün görmek mümkün değil. Merdivenler ile mozolenin giriş kapısına ulaşılıyor. Kralın mezarı yer altına gömülü olduğu sanılan kralın lahtine ulaşılamadı. İçerisinde değerli ölü hediyelerinin olduğu sanılan bu lahitin nerede olduğu bilinmiyor.
Müzenin kapalı bölümde mozolenin bir kopyası ile bu bölgeden çıkartılan az miktardaki eser sergileniyor. Sergi salonunda, geçen yüzyıl buradan götürülen kabartmaların alçı kopyalarını ve sergilenen az miktardaki taş buluntuyu görmek mümkün.

















HALİKARNASSOS ( BODRUM )

Bugün Bodrum İlçemizin üzerine kurulu olduğu Halikarnasos, İ.Ö. 1000 yıllarında buraya gelen Dor göçmenlerinin başında bulunan Anthes tarafından, şimdiki kalenin bulunduğu yarımada üzerinde kuruldu. Yeni yerleşime etraftan gelen halkta katılınca şehir genişleyip, şimdiki Bodrum’un çevrelediği alana yayıldı.
Halikarnasos aynı zamanda ünlü tarihçi Herodot’un (İ.Ö. 490-425) doğum yeridir. Şehir ile ilgili bazı bilgileri onun yazdıklarından almaktayız. Ünlü tarihçi Batı Anadolu şehirleriyle birlikte Halikarnasos halkının Pers’lere karşı başlatılan ayaklanmaya katıldığını, Salamis deniz savaşında başarılar gösterdiğinden bahsetmiş.
Halikarnasos, Kayra Strapı ( valisi) olan Mausollos döneminde çok gelişti. Karia bölgesinin başkenti oldu. Saray, tiyatro ve tapınak gibi büyük binaları ve kentin etrafı çeviren surları yaptırdı.
Bodrum’dan günümüze ulaşan fazla arkeolojik bulgu yok. Bu gün izlenebilen en önemli eser Kral Mousolos döneminde yapılan tiyatrodur. 10000 kişilik olan bu tiyatronun orijinal oturma yerleri yerinde durmasına rağmen sahne kısmı bütünüyle toprak altındadır. Tiyatronun güney yamacında Helenistik ve Roma döneminde ait olan kaya mezarları görülebilir. Eski kaynaklar tiyatronun önünde bulunan yolun altında Mars Tapınağı ve Apollon Stoası , kalenin önündeki meydanda Mausolos’un Sarayı, kalenin karşısındaki bir alanda da Hermes ve Aphrodite Tapınaklarının bulunduğundan bahsediyorlar.

Antik şehirden kalan Myndos kapısı, Halikarnasos ile şimdiki Gümüşlükte bulunan Myndos Antik Kenti arasındaki bağlantıyı sağlayan yolun Halikarnasos girişinde bulunan büyük bir kapıdır Şehrin batı çıkışında şimdiki Türk Mezarlığının yanındadır. Büyük İskender’in şehri kuşatması sırasında burada büyük çatışmalar yaşandığı biliniyor. Bu kapının iki kulesi izlenebilir durumda. Eski Halikarnassos’un etrafını çevreleyen surların onarılması içinde çalışmalar günümüzde devam ediyor.