İZMİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İZMİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2014 Salı

RADYO VE DEMOKRASİ MÜZESİ

Konak Belediyesinin butik müzeleri arasında yerini alan Radyo ve Demokrasi Müzesi, İzmir Basmane semtinde Altınparkta bulunuyor. Müzenin kuruluşu sırasında radyo ve demokrasinin birbirleriyle yakın ilişkide olduğu düşünülerek müzenin ismi Radyo ve Demokrasi Müzesi olarak belirlenmiş.
Müzede pek çok eski radyoyu görmek mümkün. Bunun yanında eski plaklar, müzik dolapları, müzik setleri, pikaplar, eski daktilolar meraklılarına güzel bir görsellik  sunuyor. Bir radyo yayın merkezinin canlandırılması ise ilginç ve güzel bir çalışma.
Bir çok yerde haberleşmenin tarihçesinden, radyoların kurulması ve gelişmesini anlatan panolar bulunuyor.
Konak Belediyesi
Radyo ve Demokrasi Müzesi
Altınordu Mahallesi
947 sokak No : 16
Altınpark – Basmane – İzmir
Tel : 0232 4841483

Ziyaret Saatleri : 09 – 17 (Pazartesi ziyarete kapalı )

















17 Ağustos 2014 Pazar

İZMİR TİCARET TARİHİ MÜZESİ

İzmir Pasaport semtinde bulunan İzmir Ticaret Odasının ana binasının birinci katında ticaret ve kültürün birbirlerini tamamlayan iki unsur olduğu düşünülerek açılmış güzel bir müze, İzmir Ticaret Tarihi Müzesi...
Müzeden içeri girince ilk olarak 1.yy'a ait bir ticaret gemisinin maketiyle karşılaşıyorsunuz. Antik dönemlerde Ege Denizindeki adalar arasındaki ticareti sağlayan bu gemiler genellikle yağ taşırlardı. Buradaki maket gemide yağ ticaretinde kullanılan amforaların istiflenme şeklini göstermek amacıyla geminin ambar kısmı açık olarak hazırlanmış.
Bunun yan tarafındaki vitrinlerin içerisinde çeşitli çeşitli seramik eşyalar ve biblolar yer alıyor. Özellikle altın ve gümüş sikkelerden oluşmuş olan para koleksiyonu çok ilginç.
Müzenin duvarlarındaki bilgilendirme panolarında İzmir'in kara ve deniz ticaret yolları ayrıntılı olarak gösterilmiş. Eski çağlarda Ege bölgesinin ticaret merkezinin İzmir olduğu açık olarak görülüyor.
Bizans döneminde ekmek imal eden fırınlar, her ekmeğin üzerine kendi mühürlerini basarlardı. Demirden olan bu mühürleri ve bu mühür ile damgalanmış olan bir ekmek maketini burada görmek mümkün.
Diğer bir vitrinin içerisinde dokuma malzemeleri, ağırlıklar, kantar ve teraziler ile eski hesap makineleri yer alıyor.
İzmir'in ilk eczanesi olan İttihat Eczanesi'nin laboratuvar malzemeleri müzenin başka bir bölümünde sergilenmiş. Osmanlı dönemine ait faturalar ile yine bu dönemden kalmış bakkal borç defteri oldukça ilginç
Müzede çıkarken sağ tarafta 18.yy'da İzmir'i canlandıran bir maket yer alıyor. Çok emek harcanarak gerçekleştirilmiş ve maketin aslına uygun olması için çok araştırma yapıldığı belli. O dönemde İzmir'de bulunan büyük hanları, camileri ve limanı görmek mümkün. 1923 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün istek ve gayretleriyle gerçekleşen İzmir İktisat Kongresine ait fotoğraflara bu bölümde yer veriliyor.
Bu sevimli müzeyi gezmek ücretsiz.
İzmir Ticaret Tarihi Müzesi
Atatürk Caddesi no : 126 Kat : 1
Pasaport / İzmir
Hafta sonları hariç 8.30 – 17.30 arası açık














15 Ağustos 2014 Cuma

SMYRA’NIN AGORASI

Antik şehirlerde agoralar siyasi, dini kurumların ve resmi dairelerin yanı sıra alış veriş yapılan dükkanların bulunduğu meydanlardı. Büyük kentlerde genelde iki agora bulunurdu. Bunlardan biri devlet işlerinin görüldüğü ve resmi dairelerin bulunduğu devlet agorası, diğeri ise ticari agoradır.   
İzmir’in Namazgah semtinde bulunan agora, şehrin resmi agorasıdır. Kuruluş tarihi İ.Ö. 4. yüzyıldır. 178 yılındaki büyük bir depremle tamamen yıkıldığı biliniyor. Agoranın Roma İmparatoru Marcus Aurelius döneminde ise aslına sadık kalınarak tekrar inşa edilir. Smyrna’nın Agorası ortasında geniş bir avlu bulunan, etrafı sütunlu galerilerle çevrili dikdörtgen bir plana göre yapılmıştı. Sütunlu galeriler       ( Portiko) , çeşitli hava koşullarında insanların korunmasını sağlamasının yanı sıra önemli günlerde toplanma alanı olarak kullanılırdı. Aynı zamanda dini törenlerde sunu yapılan ve heykeller ile tapınakların yer aldığı bölümlerdi.

Smyrna kentinden gelen caddenin agoraya giriş yaptığı yerde büyük bir kapı bulunuyordu. Bu kapının üzerinde agorayı yeniden yaptıran İmparator Marcus Aurelius’un eşi Faustina’ya ait mermer bir kabartma bulunuyor. Bodrumdaki galeriler kemerlerle desteklenmiştir. İleri dönemlerde bu bölümde büyük sarnıçlar yapılmıştı. Bu sarnıçlardan şehre suyu dağıtan toprak künkler bulunuyordu. Bu galeriler içerisinde bulunan ve yüzyıllardır akmakta olan suyun Kadifekale’den geldiğine inanılır. Agoraların genellikle kenarında yer alan bazilikalar dinsel amaçla kullanılan yapılardı. Smyrna’nın agorasında bulunan bazilikanın duvarlarında Roma döneminde yapılmış duvar resimleri görülür. Bunların demir ve meşe kökünden hazırlanmış bir malzeme veya kazma kullanılarak yapıldığı belirlenmiş.


















KADİFEKALE ve YENİ SMYRNA

Anadolu’daki Pers egemenliğini sona erdiren İskender zamanında Doğu Akdeniz toplumlarının sosyal ve kültürel yapısında köklü değişiklikler oluştu. Bu dönemde savunmanın yanı sıra deniz ticaretinden faydalanmak amacıyla bir çok kent daha güvenli olan başka yerlere taşınmışlardı. Smyrna’da bu dönemde Bayraklı bölgesinden Kadifekale’ye taşınır. İ.S. 2. yy’da yaşamış olan Pausanias şehrin taşınmasının bir efsaneye bağlar. Hikayeye göre İskender bir gün Pagos ( Kadifekale ) yamaçlarında av sırasında yorgun düşünce bir ağacın gölgesinde uykuya dalar. Rüyasında tanrıçalar İskender’e Smyrna’yı Pagos’a taşımasını söylerler. Apollon kahini de bu taşınmanın şehirde yaşayanlara mutluluk vereceğini söyleyince Smyrna Pagos dağı eteklerindeki yeni yerine taşınır.
Efsane böyle anlatsa da yeni iskanda siyasi ve ekonomik ihtiyaçlar belirleyici olmuştur. İ.Ö. 3000 yıllarında önemli bir kent olan Bayraklı Tepekule yerleşimi zaman içerisinde önemini yitirir. Denizin kontrol edilmesi ve korunaklı bir iç limana sahip olma gibi olumlu özellikleri nedeniyle yeni yerleşim Pagos Tepesinin yamaçlarına kurulur.
İ.Ö. 3. Yüzyılda en parlak dönemlerini yaşayan kentte bir çok yeni bina yapılır. Akropol, tiyatro, stadyum, tapınaklar, sur duvarları ve agorası ile canlı bir ticaret kenti oluşur. (Kadifekale eteklerinde bulunan 16000 kişilik tiyatrosu 1638 yılına kadar ayakta kalmıştı.)
ŞEHRİN EN İYİ ZAMANLARI
Önemli bir liman şehri olarak zenginleşen kenti Strabon İonia’nın en güzel kenti olarak tanımlamıştı. İskender’in kurduğu yeni kent Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde güçlü bir liman kenti olmuştur. Kadifekale adını ilk kullanan 17.yy’da Evliya Çelebi olmuştur. Bazı kaynaklar Kadifekale dolaylarında eski yerleşimlerin olduğunu yazmasına rağmen Kadifekale’nin bilinen ilk yerleşimi Helen’ler zamanıdır. Bu devirde zenginleşen şehrin tüm resmi evrakları ile hazinesi akropolunda saklanmaktaydı. Bununda bir sur sistemiyle korunması gerekiyordu. Kadifekale ilk olarak bu amaçla yapıldı. Bu gün için Kadifekale’nin ana kapısından içeri girildiğinde sağ tarafta görülen avlu akropolun batı ucudur. Daha sonraları ise surlar genişletilerek koruma amaçlı bir kaleye dönüştürüldü. Antik kentin dış kale surlarıda Kadifekaleye bağlanmaktaydı. Kadifekale akropolunu çevreleyen surlar batı yönüne devam ederek doğu kısmında Basmane semtini batıda ise Konak’taki Bahribaba parkına kadar uzanan geniş bir sahayı kaplamaktaydı. Bu surlardan günümüze ulaşan bir bulgu yoktur.14.yy başlarında bölgeyi ele geçiren Aydınoğlu Umur Bey Türk egemenliğini ilk başlatan kişi olmuştur. Günümüzde görülen ve Kadifekale’ye adını veren sur sistemi büyük oranda Ortaçağda yapılmış olan duvarlardır.
Bizans, Ceneviz ve Türk egemenliğinde olduğu dönemlerde surlar, taş ve aralarındaki tuğla malzeme ile oluşturulmuş olan yeni ilavelerle sağlamlaştırıldı. Bazı bölgelerine ise ilaveler yapılarak surlar uzatıldı.

ŞAPEL
Kadifekale’nin ana kapısının karşısında bulunan bir yükseltinin üzerindedir. 4.90x3.90 ölçülerinde olan şapelin duvarları surlarla benzerlik gösterir. Ön yüzü doğuya bakan şapelin üst tonozu
korunmuştur.

KADİFEKALE SARNIÇLARI
Kadifekale surlarının içerisinde yer alan sarnıçlar Roma Döneminde yapılıp, Bizans Devrinde yenilenmiştir. Bir yamaç yerleşimi olan Smyrna kentinin su gereksinmesini sağlamak amacıyla kentin yüksek yerinde yapılan bu sarnıçtan alınan su, toprak künklerden oluşan kanalizasyon sistemi sayesinde kentin her yerine dağıtılmaktaydı.